Dünyanın En Büyük Borsa Dolandırıcılıkları ve Ponzi Oyunları
Dünyanın En Büyük Borsa Dolandırıcılıkları ve Ponzi Oyunları
Boston’daki posta kuponundan kripto borsasına kadar sermaye piyasalarını sarsan olaylar, tek tek
Her büyük dolandırıcılık kendi çağının en parlak finansal yeniliğinin kılığına girer. 1920’de bu kılık uluslararası posta kuponuydu, 1980’lerde ileri tarihli çek, 2000’lerin başında karmaşık muhasebe, bugün ise dijital token. Kılık değişir ama mekanizma değişmez: yeni gelen paranın eski gelene getiri diye ödendiği ya da hiç var olmayan bir varlığın bilançoda gerçekmiş gibi taşındığı bir düzen, birileri parasını geri isteyene kadar ayakta kalır. Aşağıda son 120 yılda dünya sermaye piyasalarını sarsan olayları kronolojik sırayla, her birinin nasıl kurulduğunu ve nasıl çöktüğünü anlatarak ele alıyoruz.
Ponzi, Piramit ve Muhasebe Hilesi Arasındaki Fark
Bu listedeki olayların hepsi aynı cinsten değildir ve farkı bilmek, her birinin neden bu kadar uzun süre fark edilmediğini anlamanın ön koşuludur. Ponzi şemasında tek bir merkez vardır. Merkez, yatırımcıya yüksek ve istikrarlı bir getiri vaat eder; bu getiriyi gerçek bir faaliyetten değil, sonradan gelen yatırımcıların parasından öder. Piramit şemasında ise katılımcının kendisi yeni üye bulmaya teşvik edilir ve kazanç, zincirin alt basamaklarından yukarı doğru akar. İki yapının ortak kaderi aynıdır: yeni para girişi yavaşladığı an ödemeler durur.
Üçüncü aile muhasebe hilesidir ve sermaye piyasaları açısından belki en tehlikelisidir. Burada halka açık bir şirket gerçek bir işi yürütür, gerçek çalışanları ve gerçek müşterileri vardır; ama gelirini, kârını, nakdini ya da borcunu olduğundan farklı gösterir. Hisse fiyatı bu çarpık tablo üzerine kurulur, şirket o fiyatı kullanarak yeni borç ve yeni sermaye bulur. Bunlara bir de bankaların içinde tek bir masada biriken gizli zararlarla, hiç var olmayan bir madenin ya da malın teminat gösterildiği sahte varlık olaylarını eklemek gerekir.
Bütün bu yapıları birleştiren nokta, güveni likiditeye çevirmeleridir. Çöküş anı da hemen her zaman bir likidite anıdır: bir çek karşılıksız çıkar, bir denetçi imza atmayı reddeder ya da genel bir kriz yatırımcıları aynı anda paralarını çekmeye zorlar. Ölçeği kavramak için önce birkaç rakama bakmak yararlı olacak.
1920 ile 1938 Arası: Şemaya Adını Veren Yıllar
1920, Boston: 45 Günde Yüzde 50 Vaadi
Boston’da yaşayan İtalyan bir göçmen, 1919’un sonunda uluslararası cevap kuponları üzerinden arbitraj yaptığını söyleyerek para toplamaya başladı. Fikir kâğıt üzerinde mantıklı görünüyordu. Birinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa paraları hızla değer kaybetmişti ve bir ülkede ucuza alınan posta kuponu başka bir ülkede daha yüksek değerle bozdurulabiliyordu. Sorun, bu işin ölçeklenemeyecek kadar küçük olmasıydı; toplanan milyonlarca doları karşılayacak sayıda kupon dünyada dolaşımda bile yoktu.
Şirket, 45 günde yüzde 50 getiri vaat etti ve ilk yatırımcılara yaptığı ödemeleri sonradan gelenlerin parasıyla karşıladı. 1920 yazında yerel bir gazetenin başlattığı haber dizisi soru işaretlerini büyüttü, Ağustos 1920’de yapı çöktü. Şirketin çalıştığı bankalardan biri kapatıldı, kentin İtalyan mahallesindeki bankalara mevduat hücumu başladı. Haber dizisi ertesi yıl Pulitzer ödülü aldı. Sayısal olarak bu listenin en küçük olaylarından biridir; ama bu tür bir düzene bugün hâlâ kullanılan adını o verdi.
1932, Stockholm ve New York: Kibrit Tröstünün Çöküşü
1920’lerde dünyanın en yaygın dağıtılmış menkul kıymetleri arasında İsveç merkezli bir kibrit tröstünün hisseleri ve tahvilleri vardı. 250’yi aşan bağlı şirketiyle çalışan holding, Birinci Dünya Savaşı’ndan borç içinde çıkmış Avrupa ve Güney Amerika hükümetlerine kredi veriyor, karşılığında ülke ülke kibrit tekeli alıyordu. Bu kredileri finanse eden para büyük ölçüde ABD’li yatırımcılardan geliyordu ve yüksek temettüler, yeni ihraçlardan toplanan parayla ödeniyordu.
Büyük Buhran kredi musluklarını kapatınca yapı ayakta kalamadı. 12 Mart 1932’de tröstün kurucusu Paris’teki dairesinde ölü bulundu; denetçiler kısa sürede bilançodaki varlıkların önemli bir bölümünün hayali olduğunu ortaya çıkardı. Holding de ABD’deki bağlı şirketi de iflas etti. Bu çöküş, ABD’de 1933 Menkul Kıymetler Kanunu ile 1934 Menkul Kıymetler Borsası Kanunu’nun doğrudan tetikleyicilerinden biri olarak kabul edilir. Halka açık şirketlerin bağımsız denetimden geçmiş mali tablo yayımlama zorunluluğu, büyük ölçüde bu dönemin mirasıdır.
1938, New York: Borsanın Eski Başkanı Zimmetten Tutuklanıyor
Mart 1938’de New York Menkul Kıymetler Borsası’na 1930 ile 1935 arasında başkanlık etmiş, Wall Street’in en saygın yüzlerinden biri sayılan bir aracı kurum sahibi, müşteri fonlarını ve borsanın üyeleri için kurduğu yardım fonunu zimmetine geçirdiği için tutuklandı. Tutar, dönemin büyük skandallarına göre küçüktü; ama anlamı büyüktü. Borsanın kendi kendini denetleyen bir beyefendiler kulübü olarak işleyebileceği fikri o gün öldü.
Olayın ardından borsa, ücretli ve tam zamanlı bir başkanın yönettiği yeni bir yapıya geçti; 1934’te kurulan ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun borsa üzerindeki otoritesi fiilen pekişti. Eski başkan, New York’un ünlü hapishanesi Sing Sing’e gönderildi. Sermaye piyasası tarihinde düzenleyicinin gücünü bir krizin değil, bir kişisel ihanetin artırdığı nadir örneklerden biridir.
1960’lar ve 1970’ler: Depodaki Hayalet Mallar, Bilgisayardaki Hayali Poliçeler
1963, New Jersey: Suyla Dolu Salata Yağı Tankları
New Jersey’deki bir bitkisel yağ şirketi, tanklarında sakladığı soya yağını teminat göstererek bankalardan ve ihracat tüccarlarından kredi alıyordu. Depolama makbuzlarını ise American Express’in antrepo işletmeciliği yapan bağlı şirketi düzenliyordu. Kasım 1963’te ortaya çıktı ki tankların büyük kısmında yağ yoktu. Tanklar suyla doldurulmuş, müfettişlerin ölçüm yaptığı yüzeye ince bir yağ tabakası bırakılmıştı; aynı yağın tanktan tanka aktarılarak birden fazla kez sayıldığı da anlaşıldı.
Soya yağı vadeli işlemlerinde de dev pozisyon taşıyan şirket iflas etti, arkasında büyük bir açık ve batan aracı kurumlar bıraktı. American Express hisseleri sert değer kaybetti. Olay, fiziki emtia teminatına dayalı finansmanın ancak makbuzu düzenleyen kurumun gerçekten tankın içine bakması kadar güvenilir olduğunu gösteren klasik bir ders olarak ticaret finansmanı kitaplarına girdi.
1973, Los Angeles: Sahte Poliçe Üreten Sigorta Şirketi
Hayat sigortasını yatırım fonuyla birlikte paketleyerek satan ve New York borsasında işlem gören Equity Funding, var olmayan müşteriler adına binlerce sahte hayat sigortası poliçesi oluşturup bunları reasürans şirketlerine satıyordu. Sahte kayıtlar şirketin kendi bilgi işlem sistemi içinde üretiliyordu; bu yüzden olay, tarihte bilgisayar destekli ilk büyük muhasebe dolandırıcılıklarından biri olarak anılır.
1973 baharında eski bir çalışanın ihbarıyla ortaya çıkan skandalın ardından hisseler işleme kapatıldı ve şirket iflas etti. Denetim mesleği, bilgisayar kayıtlarının nasıl denetleneceği sorusuyla ilk kez bu kadar ciddi biçimde yüzleşti. Bugün bir yapay zekâ modelinin ürettiği sahte faturaları tartışırken aslında 50 yıl önce açılmış bir dosyanın devamını konuşuyoruz.
1982: Petrodolar Bolluğu, Otopark Borsası ve Bankerler
1982, Kuveyt: Suk el Menah ve 94 Milyar Dolarlık Çek Zinciri
1970’lerin petrol fiyat şokları Körfez’e benzeri görülmemiş bir likidite taşıdı. Kuveyt’te resmi borsa 1977’deki çöküşün ardından sıkı kurallara bağlanınca, riskten kaçmayan spekülatörler kayıt dışı, paralel bir piyasaya yöneldi. Bu piyasa, Kuveyt şehrinin tarihi merkezindeki klimalı bir otoparkta kurulan Suk el Menah’tı. Burada ağırlıkla başka Körfez ülkelerinde kurulmuş, faaliyeti belirsiz paravan şirketlerin hisseleri el değiştiriyordu.
Piyasanın yerleşik ödeme aracı ileri tarihli çekti. Bir hisse bugün alınıp aylar sonrasına tarihli bir çekle ödenebiliyor, vadeli fiyat peşin fiyatın çok üzerinde oluşuyordu. Bu uygulama piyasaya hiçbir bankanın kontrol etmediği bir kredi genişlemesi pompaladı. Ağustos 1982’de bir işlemcinin çeki karşılıksız çıktı ve zincir koptu. Resmi soruşturma, yaklaşık 6 bin yatırımcı arasında dolaşan ve sayısı 29 bine yaklaşan çekin toplamını 94 milyar dolar olarak tespit etti; bu tutar Kuveyt’in yıllık gayrisafi yurt içi hasılasının 4 katından fazlaydı.
Borçlar birbirine o kadar dolanmıştı ki mahkemelerin bunları tek tek çözmesi imkânsızdı. Sonunda kimin borcunu ne oranda ödeyebileceği doğrusal programlama modelleriyle hesaplandı ve hükümet kaybın büyük kısmını üstlendi. Suk el Menah, petrol gelirinin ülke içinde üretken bir yatırım kanalı bulamadığında nereye aktığının hâlâ en çarpıcı örneğidir.
1982, İstanbul: Bankerler Krizi
Aynı yıl Türkiye de kendi çöküşünü yaşadı. 1980 sonrasında faizlerin serbest bırakılmasıyla birlikte, banka mevduatından çok daha yüksek faiz vaat eden ve ödemelerini büyük ölçüde yeni gelen paraya dayandıran bankerler hızla büyüdü. Haziran 1982’de piyasanın en büyük bankerlerinden birinin ödemeleri durdurup yurt dışına kaçmasıyla zincir koptu. Bankerlerle iç içe geçmiş bazı küçük bankalar da batağa sürüklendi.
Temmuz 1982’de ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı ile Maliye Bakanı görevlerinden ayrıldı. Sermaye Piyasası Kanunu 1981’de çıkmış, Sermaye Piyasası Kurulu ise 1982’de faaliyete geçmişti; kriz, bu yeni kurumun ilk sınavı oldu ve Türkiye’de tasarruf sahibini koruyan düzenlemelerin hızlanmasına yol açtı.
Komünizm Sonrası Piramitler: Rusya ve Arnavutluk
1994, Moskova: Televizyonun Pazarladığı Kâğıtlar
Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Rusya’da hisse senedi kavramıyla ilk kez tanışan milyonlarca insan, 1994’te televizyon reklamlarıyla tanınan MMM şirketinin çıkardığı hisse benzeri kâğıtlara hücum etti. Şirket, kâğıtların fiyatını kendisi belirliyor ve düzenli aralıklarla yukarı doğru ilan ediyordu. Fiyatın arkasında gerçek bir kârlılık yoktu, yalnızca yeni alıcıların parası vardı.
Temmuz 1994’te vergi makamlarının şirkete yönelmesiyle fiyat birkaç gün içinde çöktü, kurucusu Ağustos’ta tutuklandı. MMM, geçiş ekonomilerinde finansal okuryazarlığın ve düzenleme altyapısının yokluğunun ne kadar hızlı bir yıkıma dönüşebileceğini gösteren ilk büyük örnekti. Asıl büyük felaket ise 2 yıl sonra, çok daha küçük bir ülkede yaşanacaktı.
1996 ile 1997, Arnavutluk: Bir Ülkeyi Çökerten Şemalar
Avrupa’nın en yoksul ve en kapalı ekonomisiyle geçiş sürecine başlayan Arnavutluk, 1993 ile 1995 arasında yıllık ortalama yüzde 9 büyüme ile dikkat çekici bir performans gösterdi. Resmi bankacılık sistemi ise işlevsizdi ve boşluğu gayriresmi borç veren şirketler doldurdu. IMF’nin incelemesine göre önde gelen şirketler Ocak 1996’da aylık faizlerini yüzde 4 ile 5’ten yüzde 6’ya, yaklaşan seçimlerin yarattığı belirsizlikle birlikte de yüzde 8’e çıkardı. Yüzde 8’lik aylık faiz, yıllık bazda reel olarak yüzde 100’ün çok üzerinde bir getiri anlamına geliyordu.
IMF ile Dünya Bankası’nın uyarılarına rağmen şemaların büyümesine göz yumuldu. Nüfusun yaklaşık üçte ikisi bu şirketlere para yatırdı ve zirvede yükümlülüklerin nominal değeri ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının neredeyse yarısına ulaştı. Şemalar 1996 sonu ile 1997 başında birbiri ardına çöktü. Mart 1997’de ülke anarşiye ve iç savaşa yakın bir kaosa sürüklendi, hükümet düştü ve yaklaşık 2 bin kişi hayatını kaybetti. Reel ekonomi 1997’de yüzde 7 küçüldü. Arnavutluk, bir Ponzi yapısının yalnızca yatırımcıları değil bir devleti de yıkabileceğinin modern tarihteki tek örneği olarak kaldı.
1990’lar: Tek Masanın Batırdığı Banka ve Hiç Var Olmayan Altın
1991, Londra ve Lüksemburg: BCCI’nin Kapatılması
Lüksemburg’da kayıtlı olan ama fiilen Londra’dan yönetilen ve dünyanın dört bir yanında onlarca ülkede şubesi bulunan Bank of Credit and Commerce International, 5 Temmuz 1991’de İngiltere Merkez Bankası’nın öncülüğünde birçok ülkenin düzenleyicilerinin eşzamanlı operasyonuyla kapatıldı. Soruşturmalar, bankanın yıllar boyunca kayıp kredilerini gizlediğini, mevduatı sahte işlemlerle aktardığını ve kara para aklamaya aracılık ettiğini ortaya koydu.
Bankanın yapısı bilinçli olarak parçalanmıştı: holding bir ülkede, bankacılık birimleri başka ülkelerde, asıl yönetim ise bir üçüncüsündeydi. Hiçbir düzenleyici bankanın bütününü göremiyordu. BCCI’nin çöküşünün ardından Basel Bankacılık Denetim Komitesi, uluslararası bankacılık grupları için konsolide denetimi zorunlu kılan asgari standartları 1992’de yayımladı.
1995, Singapur: 233 Yıllık Bankayı Batıran Gizli Hesap
1762’de kurulan ve Londra’nın en köklü yatırım bankalarından biri olan Barings, Şubat 1995’te Singapur şubesindeki tek bir vadeli işlem tüccarının yüzünden battı. Tüccar, Japonya’nın Nikkei endeksi üzerindeki vadeli işlem ve opsiyon pozisyonlarından doğan zararları 88888 numaralı bir hata hesabında saklıyor, merkeze kâr raporluyordu. Hem işlemleri yapan hem de bu işlemlerin kayıt ve kontrolünü yürüten kişi aynıydı.
17 Ocak 1995’teki Kobe depremi Japon borsasını sarsınca pozisyonlar hızla eridi. Toplam zarar 827 milyon sterline ulaştı ve 26 Şubat 1995’te banka kayyuma devredildi; birkaç gün sonra Hollandalı ING tarafından 1 sterlin karşılığında satın alındı. Barings olayı, alım satım ile arka ofis görevlerinin ayrılması ilkesinin bankacılıkta tartışmasız bir kurala dönüşmesini sağladı.
1997, Endonezya ve Kanada: Toz Altın Serpilmiş Numuneler
Kanada’nın Calgary kentinde kurulu küçük bir maden şirketi olan Bre-X, 1990’ların ortasında Endonezya’nın Borneo adasındaki Busang sahasında yüzyılın en büyük altın yataklarından birini bulduğunu duyurdu. Hisseler Toronto ve Nasdaq’ta patladı, şirketin piyasa değeri yaklaşık 6 milyar Kanada dolarına ulaştı. Dünyanın en büyük maden şirketleri sahadan pay almak için yarıştı.
Mart 1997’de şirketin baş jeoloğu bir helikopterden düşerek öldü. Kısa süre sonra bağımsız bir laboratuvarın yaptığı testler, sondaj numunelerine dışarıdan toz altın serpildiğini ve sahada kayda değer bir altın bulunmadığını ortaya koydu. Hisseler birkaç gün içinde değersizleşti. Olay, Kanada’da maden şirketlerinin rezerv açıklamalarını bağımsız uzman onayına bağlayan standartların doğmasına yol açtı.
2001 ile 2003: Bilançoların Çöktüğü Yıllar
2001, Houston: Enron
Houston merkezli bir doğal gaz boru hattı şirketi olarak başlayan Enron, 1990’larda kendini elektrik ve gaz ticaretinden geniş bant internet kapasitesine kadar her şeyin alınıp satıldığı bir enerji ticaret devine dönüştürdü. Şirket, uzun vadeli sözleşmelerden gelecekte elde edeceğini varsaydığı kârı bugünden gelir yazıyor, borçlarını ise bilanço dışında kurduğu özel amaçlı şirketlere aktararak gizliyordu. Petrolandeco okurları için bu olayın ayrı bir önemi var: Kaliforniya elektrik krizi sırasında enerji piyasalarının ne kadar kolay manipüle edilebildiği de bu şirketin kayıtlarıyla belgelendi.
Hisse fiyatı Ağustos 2000’de 90 doları aşmışken, Ekim 2001’de açıklanan zararlar ve bilanço dışı yükümlülüklerin ortaya çıkmasıyla Kasım sonunda 1 doların altına indi. Enron 2 Aralık 2001’de, 63,4 milyar dolarlık varlığıyla o güne kadar ABD tarihinin en büyük iflası olarak kayıtlara geçti. Çalışanların emeklilik birikimlerinin önemli bir bölümü şirket hissesinde tutulduğu için kayıp binlerce aileye doğrudan yansıdı. Şirketin denetçisi olan dünyanın en büyük 5 denetim firmasından biri, belge imha ettiği gerekçesiyle 2002’de mahkûm oldu ve fiilen tarihe karıştı; karar 2005’te ABD Yüksek Mahkemesi’nce bozulduğunda firmanın geriye kurtarılacak bir işi kalmamıştı.
2002, Mississippi: WorldCom
ABD’nin en büyük uzun mesafe telefon şirketlerinden biri olan WorldCom, telekom balonunun sönmesiyle daralan gelirini gizlemek için olağan işletme giderlerini sermaye yatırımı gibi kaydederek kârını şişirdi. Haziran 2002’de şirketin kendi iç denetim ekibi yaklaşık 3,8 milyar dolarlık usulsüz kaydı ortaya çıkardı; soruşturma derinleştikçe toplam muhasebe hilesinin 11 milyar dolar civarına ulaştığı anlaşıldı.
Şirket 21 Temmuz 2002’de 107 milyar dolarlık varlıkla iflas başvurusunda bulundu ve Enron’un rekorunu 1 yıl dolmadan geride bıraktı. Eski üst yöneticisi 2005’te 25 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Enron ile WorldCom’un art arda gelmesi, ABD Kongresi’nin Temmuz 2002’de Sarbanes-Oxley Yasası’nı çıkarmasının doğrudan nedeniydi. Yasa, üst yöneticileri mali tabloların doğruluğunu kişisel olarak onaylamakla yükümlü kıldı ve denetim firmalarını denetleyen bağımsız bir kurul kurdu.
2003, Parma: Parmalat
İtalya’nın süt ve gıda devi Parmalat, yıllar boyunca zararlarını ve borçlarını karmaşık bir offshore şirketler ağı içinde sakladı. Aralık 2003’te şirketin Cayman Adaları’ndaki bir bağlı ortaklığının Bank of America nezdinde tuttuğu gösterilen yaklaşık 3,95 milyar avroluk hesabın hiç var olmadığı ortaya çıktı. Belgenin taranmış bir sahte olduğu anlaşıldı.
Bilançodaki açığın yaklaşık 14 milyar avro olduğu hesaplandı ve şirket aynı ay olağanüstü yönetim altına alındı. Parmalat, Avrupa tarihinin en büyük şirket dolandırıcılıklarından biri olarak anılır ve Avrupa’da muhasebenin yalnızca Atlantik’in öbür yakasına özgü bir sorun olmadığını acı biçimde gösterdi. Şirketin tahvillerini portföylerinde tutan on binlerce İtalyan küçük yatırımcı da bu çöküşün doğrudan mağduru oldu.
2008 Krizi: Dalga Çekilince Ortaya Çıkanlar
Aralık 2008, New York: Tarihin En Büyük Ponzi Şeması
Şemanın merkezinde, Nasdaq’ın eski yönetim kurulu başkanlığını yapmış ve Wall Street’te piyasa yapıcılığıyla tanınan bir aracı kurumun kurucusu vardı. Kurumun yanında onlarca yıl boyunca yürütülen yatırım danışmanlığı birimi, piyasanın inip çıkmasından neredeyse hiç etkilenmeyen, sıra dışı derecede istikrarlı getiriler raporluyordu. Gerçekte hiçbir işlem yapılmıyordu; müşterilerin parası bir banka hesabında duruyor, çıkış taleplerini karşılamak için kullanılıyordu. Birimin denetimini ise yalnızca birkaç kişilik küçük bir muhasebe bürosu yapıyordu.
2008 krizinde yatırımcılar aynı anda para çekmek isteyince yapı çöktü ve kurucu 11 Aralık 2008’de tutuklandı. Müşterilere gönderilen son hesap özetlerinde toplam 64,8 milyar dolar görünüyordu; fiilen kaybedilen anapara ise 17,5 milyar dolar olarak hesaplandı. Kurucu Mart 2009’da suçunu kabul etti ve 150 yıl hapis cezasına çarptırıldı. ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun kendi genel müfettişliği, kurumun yıllar içinde şema hakkında birçok ciddi uyarı aldığı hâlde bunları sonuçsuz bıraktığını raporladı.
Bu olayı istisnai kılan bir özellik de geri kazanım sürecidir. Yatırımcı koruma yasası kapsamında atanan kayyum, şemadan kâr çekmiş yatırımcılardan ve şemaya para akıtan fon ve bankalardan açtığı davalarla 17 yılda olağanüstü bir tutar geri topladı; kayyumun yaptığı dağıtımlar 14,5 milyar doları aştı. ABD Adalet Bakanlığı’nın ayrıca kurduğu mağdur fonu ise Aralık 2024’teki son dağıtımıyla toplam ödemelerini 4,3 milyar doların üzerine taşıdı.
Şubat 2009, Antigua: Offshore Bankanın Mevduat Sertifikaları
Teksaslı bir finansçının Antigua’da kurduğu offshore banka, ABD ve Latin Amerika’daki yatırımcılara piyasanın çok üzerinde faiz veren mevduat sertifikaları sattı. Bankanın bu faizi güvenli ve likit bir portföyle kazandığı iddia ediliyordu; gerçekte paranın büyük kısmı gayrimenkul ve özel girişimlere akıtılmış, eski yatırımcılara ödemeler yeni satışlarla yapılmıştı.
Şubat 2009’da ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun açtığı davayla yapı çöktü. Yaklaşık 7 milyar dolarlık bu şema, 2008’deki New York olayının hemen ardından ortaya çıktığı için kamuoyunda ikinci planda kaldı. Kurucusu 2012’de 110 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Ocak 2009, Haydarabad: Hindistan’ın Enron’u
Hindistan’ın en büyük bilişim hizmetleri şirketlerinden biri olan Satyam Computer Services’in yönetim kurulu başkanı, 7 Ocak 2009’da yönetim kuruluna gönderdiği bir mektupla şirketin yıllar boyunca kârını şişirdiğini ve bilançoda görünen nakit ve banka bakiyelerinin büyük bölümünün hiç var olmadığını itiraf etti. Hisseler aynı gün çöktü.
Hindistan hükümeti şirketin yönetim kurulunu görevden alarak kendi atadığı bir kurulu işbaşına getirdi ve şirket aynı yıl açık bir süreçle bir başka Hint bilişim grubuna satıldı. Satyam, gelişmekte olan piyasalarda uluslararası bir denetim firmasının imzasının tek başına güvence olmadığını gösterdi ve Hindistan’da şirket yönetimi kurallarının yeniden yazılmasını başlattı.
Dijital Çağ: P2P Platformları, Kripto Paralar ve Fintek
2015 ile 2016, Çin: Ezubao
Temmuz 2014’te kurulan Ezubao, kısa sürede Çin’in en büyük eşten eşe borç verme platformu hâline geldi. Platform, yatırımcılara kiralama sözleşmelerine dayalı olduğunu söylediği ürünler üzerinden yıllık yüzde 9 ile 14,6 arasında getiri vaat ediyordu; aynı dönemde bankaların 1 yıllık mevduat faizi yüzde 2’nin altındaydı. Devlet televizyonunda yayımlanan reklamlar, platforma resmi bir onay havası veriyordu.
Aralık 2015’te polis platformu kapattı. Soruşturmada, yatırıma sunulan projelerin yüzde 95’inin sahte olduğu ve yaklaşık 900 bin yatırımcıdan 50 milyar yuanı aşan para toplandığı ortaya çıktı. Pekin’deki mahkeme Eylül 2017’de 26 sanık hakkında karar verdi; platformun kurucusu ile bir başka üst yönetici müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Ezubao, Çin’in denetimsiz büyüyen eşten eşe borç verme sektörünün sonraki yıllarda neredeyse tamamen tasfiye edilmesinin başlangıcı oldu.
2014 ile 2017, Bulgaristan: OneCoin
Bulgaristan merkezli OneCoin, kendini Bitcoin’in rakibi olacak bir kripto para olarak pazarladı ve eğitim paketleri adı altında dünya çapında çok seviyeli bir satış ağı kurdu. ABD’li savcılara göre ortada gerçek bir blokzincir yoktu; token değerleri şirketin kendi belirlediği rakamlardan ibaretti. Yapı, yatırımcılardan 4 milyar doları aşan para topladı.
Şirketin kurucusu Ekim 2017’de ortadan kayboldu ve 2022’de FBI’ın en çok arananlar listesine alındı. OneCoin, kripto para dalgasının ilk yıllarında klasik bir piramit şemasının teknolojik bir kılıkla nasıl yeniden paketlenebileceğinin ders kitabı örneği oldu.
2009 ile 2015, Malezya: 1MDB
Malezya hükümetinin ekonomik kalkınma projelerini finanse etmek için 2009’da kurduğu devlet yatırım fonu 1MDB, uluslararası tahvil piyasalarından milyarlarca dolar borçlandı. ABD Adalet Bakanlığı’na göre 2009 ile 2014 arasında fondan 4,5 milyar doları aşan para, sahte yatırımlar ve paravan şirketler üzerinden zimmete geçirildi; bu paranın bir kısmı lüks gayrimenkul, sanat eserleri ve bir Hollywood filminin finansmanında kullanıldı.
Fonun tahvil ihraçlarına aracılık eden Goldman Sachs, Ekim 2020’de çeşitli ülkelerin makamlarıyla 2,9 milyar doları aşan bir uzlaşmaya vardı. Malezya’nın eski başbakanı 2020’de mahkûm edildi. 1MDB olayı, devlet fonlarının küresel sermaye piyasalarına erişimi olduğunda ulusal bir yolsuzluğun nasıl uluslararası bir finans skandalına dönüşebileceğini gösterdi.
2020, Münih: Wirecard
Alman ödeme işlemcisi Wirecard, 2018’de ülkenin en prestijli endeksi DAX’a girerek köklü Commerzbank’ın yerini almıştı ve Avrupa’nın fintek şampiyonu olarak sunuluyordu. Şirketin kârının büyük bölümü, Asya’daki üçüncü taraf ortaklar üzerinden yürütüldüğü söylenen işlerden geliyordu ve bu işlerden doğan nakdin Filipinler’deki bankalarda emanet hesaplarında durduğu ileri sürülüyordu.
Haziran 2020’de denetçi, bu hesaplardaki 1,9 milyar avronun varlığını doğrulayamadığı için mali tabloları onaylamadı. Filipinli bankalar belgelerin sahte olduğunu açıkladı, şirket paranın büyük olasılıkla hiç var olmadığını kabul etti ve 25 Haziran 2020’de iflas başvurusunda bulundu. Wirecard, DAX tarihinde iflas eden ilk şirket oldu. Olay, şirket hakkında yıllardır yazan gazetecilerin ve açığa satış yapan yatırımcıların aksine onları soruşturan Alman finans düzenleyicisi BaFin’in yeniden yapılandırılmasıyla sonuçlandı.
2020, Pekin ve New York: Luckin Coffee
Mayıs 2019’da Nasdaq’ta halka arz edilen Çinli kahve zinciri Luckin Coffee, Starbucks’ı Çin’de geride bırakma iddiasıyla hızla büyüyordu. Nisan 2020’de şirket, bir iç soruşturmanın 2019 satışlarının yaklaşık 2,2 milyar yuan tutarında uydurulduğunu tespit ettiğini açıkladı.
Hisseler birkaç gün içinde değerinin büyük bölümünü kaybetti ve şirket Haziran 2020’de Nasdaq’tan çıkarıldı. ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu ile Aralık 2020’de 180 milyon dolarlık bir uzlaşmaya varıldı. Olay, ABD’de işlem gören Çinli şirketlerin denetim kayıtlarına erişim tartışmasını alevlendirdi ve bu tartışma aynı yıl ABD Kongresi’nin yabancı şirketlere yönelik denetim erişimi yasasını çıkarmasına zemin hazırladı.
2021, New York: Archegos
Bir aile ofisi olarak kurulan ve bu nedenle yatırım fonlarına uygulanan açıklama kurallarının büyük kısmından muaf olan Archegos Capital, birkaç hissede devasa pozisyonları toplam getiri swapları aracılığıyla, farklı bankalar üzerinden ve birbirinden habersiz biçimde biriktirdi. Hiçbir banka, müşterinin toplam kaldıracını göremiyordu.
Mart 2021’de pozisyonlardaki düşüşle gelen teminat çağrıları karşılanamayınca bankalar hisseleri blok satışlarla elden çıkarmaya başladı. Bankaların toplam zararı 10 milyar doları aştı; bunun yaklaşık 5,5 milyar dolarlık kısmı tek başına Credit Suisse’e aitti ve bu darbe, bankanın 2023’teki çöküşüne giden yolda önemli bir durak oldu. Kurucu 2024’te dolandırıcılık ve piyasa manipülasyonundan mahkûm edilerek 18 yıl hapis cezası aldı.
2022, Seul ve Singapur: Terra ve Luna
Terraform Labs’ın çıkardığı TerraUSD, arkasında dolar rezervi değil bir algoritma bulunan bir stabil paraydı. Değerini 1 dolarda tutan mekanizma, kardeş token Luna ile arasındaki takas ilişkisine dayanıyordu. Sistemle bağlantılı bir borç verme platformu, stabil parayı yatıranlara yüzde 20’ye yakın bir getiri sunuyordu ve bu getiri talebi yapay biçimde besliyordu.
Mayıs 2022’de stabil para dolara olan sabitini kaybetti ve iki token birkaç gün içinde birbirini sıfıra doğru sürükledi; yaklaşık 40 milyar dolarlık piyasa değeri silindi. Çöküş, yıl boyunca bir dizi kripto borç verme şirketini de beraberinde götüren bir bulaşma zincirini başlattı. Kurucu Karadağ’da sahte pasaportla yakalandı, ABD’ye iade edildi, Ağustos 2025’te suçunu kabul etti ve Aralık 2025’te 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
2022, Bahamalar: FTX
Dünyanın en büyük kripto borsalarından biri olan FTX, stadyum isim haklarından ünlü reklam yüzlerine kadar uzanan bir güvenilirlik vitrini kurmuştu. Arka planda ise müşterilerin borsaya emanet ettiği para, aynı kurucuya ait bir alım satım şirketine aktarılıyor ve bu şirketin riskli yatırımları ile borçlarında kullanılıyordu.
Kasım 2022’de bu ilişkinin basına sızmasıyla başlayan para çekme dalgası birkaç gün içinde borsayı kilitledi ve şirket 11 Kasım 2022’de iflas başvurusunda bulundu. Savcılar, müşteri fonlarından yaklaşık 8 milyar doların kayıp olduğunu açıkladı. Kurucu Kasım 2023’te 7 suçlamanın tamamından mahkûm edildi ve Mart 2024’te 25 yıl hapis cezasına çarptırıldı. İlginç biçimde iflas masası daha sonra alacakları büyük ölçüde geri ödeyebildi; ancak ödemeler, kripto fiyatlarının çok düşük olduğu çöküş günündeki değerler üzerinden hesaplandı.
2024, Şenzen: Evergrande’nin Şişirilmiş Satışları
Çin’in en büyük gayrimenkul geliştiricilerinden biri olan Evergrande, 300 milyar doları aşan borçla temerrüde düşmüş ve Ocak 2024’te bir Hong Kong mahkemesi şirketin tasfiyesine karar vermişti. Mart 2024’te Çin Menkul Kıymetler Düzenleme Kurulu, şirketin ana kara Çin’deki ana birimi Hengda’nın 2019’da 214 milyar yuan, 2020’de ise 350 milyar yuan tutarında sahte satış geliri kaydettiğini açıkladı. Sahte tutar 2019 gelirinin yarısına, 2020 gelirinin ise yüzde 78’ine denk geliyordu.
İki yılın toplamı olan 564 milyar yuan, yaklaşık 78 milyar dolar ediyordu ve düzenleyiciye göre ana kara Çin sermaye piyasalarının tarihindeki en büyük mali tablo hilesiydi. Şirket bu sahte rakamlara dayanarak tahvil de ihraç etmişti. Hengda’ya 4,18 milyar yuan para cezası verildi, kurucusu menkul kıymet piyasalarından ömür boyu men edildi. Evergrande olayı, bu listedeki en büyük muhasebe hilesinin bir Ponzi şemasında değil, bir ülkenin büyüme modelinin tam merkezindeki sektörde yaşandığını hatırlatıyor.
Ortak Kalıp: Güven, Getiri ve Likidite
120 yıla yayılan bu olayları yan yana koyduğumuzda, aralarındaki teknolojik ve coğrafi farklara rağmen şaşırtıcı ölçüde tekrarlayan bir kalıp görüyoruz. İlk olarak, hemen hepsinde vaat edilen getiri ya piyasa koşullarından bağımsızdır ya da piyasanın sunabileceğinden açıkça yüksektir. Boston’daki yüzde 50, Arnavutluk’taki aylık yüzde 8, Çin’deki yüzde 14,6 ve kripto platformundaki yüzde 20, birbirinden 100 yıl uzakta olsalar da aynı cümlenin farklı rakamlarıdır.
İkincisi, güven hep bir vekil üzerinden inşa edilir. Kimi zaman bu vekil Nasdaq’ın eski başkanıdır, kimi zaman devlet televizyonundaki reklam, kimi zaman bir stadyumun adı, kimi zaman da en prestijli borsa endeksine giriş. Yatırımcı, getirinin nasıl üretildiğini anlamadığında bu vekile yaslanır. Üçüncüsü ve belki en önemlisi, bağımsız saklama ile bağımsız denetim ya yoktur ya da biçimseldir. New York’taki şemayı birkaç kişilik bir büro denetliyordu, Wirecard’ın nakdi başkasının hesabında duruyordu, FTX’te müşteri parası ile şirket parası ayrılmamıştı.
Dolandırıcılık bir boğa piyasasında doğar, bir likidite krizinde ölür. Aradaki süre, yalnızca yeni paranın ne kadar uzun süre akmaya devam ettiğine bağlıdır.
Dördüncü ortak nokta, çöküşün zamanlamasıdır. Kibrit tröstü Büyük Buhran’da, New York’taki ve Antigua’daki şemalar 2008 krizinde, Terra ve FTX ise 2022’deki faiz artışlarının kripto piyasasını kuruttuğu dönemde çöktü. Likidite bolken yeni para, eski yatırımcının çıkışını rahatça karşılar; likidite çekildiğinde herkes aynı kapıya yönelir ve kapının arkasında bir şey olmadığı ortaya çıkar. Bu anlamda büyük dolandırıcılıkların çoğu nedenden çok belirtidir: gevşek para döneminin sona erdiğini haber veren ilk kırılmalardır.
Aşağıdaki tablo, yazıda ele alınan olayları tek bakışta toplamaktadır. Ölçek sütunundaki rakamlar, yukarıda belirtildiği gibi birbirinden farklı büyüklükleri ölçmektedir.
| Yıl | Ülke | Olay | Tür | Ölçek |
|---|---|---|---|---|
| 1920 | ABD | Boston posta kuponu şeması | Ponzi | 45 günde yüzde 50 getiri vaadi |
| 1932 | İsveç, ABD | Kibrit tröstünün çöküşü | Holding ve muhasebe hilesi | 250’yi aşan bağlı şirket; 1933 ve 1934 yasaları |
| 1938 | ABD | NYSE eski başkanının zimmeti | Zimmet | Borsa yönetiminin yeniden yapılanması |
| 1963 | ABD | Salata yağı skandalı | Sahte teminat | Batan aracı kurumlar |
| 1973 | ABD | Equity Funding | Muhasebe hilesi | Binlerce sahte poliçe |
| 1982 | Kuveyt | Suk el Menah | Kayıt dışı kredi balonu | 94 milyar dolarlık çek |
| 1982 | Türkiye | Bankerler krizi | Ponzi benzeri yapı | Ekonomi yönetiminde istifalar |
| 1991 | Çok uluslu | BCCI | Banka dolandırıcılığı | Onlarca ülkede eşzamanlı kapatma |
| 1994 | Rusya | MMM | Piramit | Milyonlarca yatırımcı |
| 1995 | Singapur, İngiltere | Barings | Gizli zarar | 827 milyon sterlin zarar |
| 1997 | Arnavutluk | Piramit şemaları | Piramit | GSYH’nin yarısına yakın |
| 1997 | Kanada, Endonezya | Bre-X | Sahte varlık | Yaklaşık 6 milyar Kanada doları değer |
| 2001 | ABD | Enron | Muhasebe hilesi | 63,4 milyar dolar varlıkla iflas |
| 2002 | ABD | WorldCom | Muhasebe hilesi | 11 milyar dolar civarı hile |
| 2003 | İtalya | Parmalat | Muhasebe hilesi | Yaklaşık 14 milyar avro açık |
| 2008 | ABD | New York yatırım danışmanlığı şeması | Ponzi | 17,5 milyar dolar anapara kaybı |
| 2009 | Antigua, ABD | Offshore banka sertifikaları | Ponzi | Yaklaşık 7 milyar dolar |
| 2009 | Hindistan | Satyam | Muhasebe hilesi | Hayali nakit ve banka bakiyesi |
| 2015 | Çin | Ezubao | Ponzi | 50 milyar yuanı aşan, 900 bin yatırımcı |
| 2017 | Bulgaristan | OneCoin | Piramit | 4 milyar doları aşan |
| 2015 | Malezya | 1MDB | Zimmet | 4,5 milyar doları aşan |
| 2020 | Almanya | Wirecard | Muhasebe hilesi | 1,9 milyar avro kayıp nakit |
| 2020 | Çin, ABD | Luckin Coffee | Muhasebe hilesi | Yaklaşık 2,2 milyar yuan sahte satış |
| 2021 | ABD | Archegos | Gizli kaldıraç ve manipülasyon | Bankalara 10 milyar doları aşan zarar |
| 2022 | Güney Kore, Singapur | Terra ve Luna | Kripto dolandırıcılığı | Yaklaşık 40 milyar dolar değer kaybı |
| 2022 | Bahamalar, ABD | FTX | Müşteri fonlarının kötüye kullanımı | Yaklaşık 8 milyar dolar |
| 2024 | Çin | Evergrande | Muhasebe hilesi | 564 milyar yuan şişirilmiş gelir |
ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu, dava açıklamaları ve Genel Müfettişlik raporu (2009); Luckin Coffee uzlaşma kararı (Aralık 2020)
ABD Adalet Bakanlığı ve Güney New York Federal Savcılığı, iddianame ve karar açıklamaları (FTX, Terraform Labs, OneCoin, Archegos, 1MDB)
SIPA Kayyumu ve Menkul Kıymet Yatırımcılarını Koruma Kurumu (SIPC), dağıtım açıklamaları, Aralık 2024 ile Şubat 2026 arası
Uluslararası Para Fonu, Arnavutluk basın açıklamaları 97/51 (Kasım 1997) ve 98/18; IMF Staff Papers, Cilt 47, Sayı 1 (2000); Finance and Development, Mart 2000
Operations Research, Cilt 44, Sayı 5 (1996) ve Interfaces, Cilt 27, Sayı 1 (1997), Suk el Menah borç çözümü üzerine makaleler
ABD Kongre Kütüphanesi, Basra Körfezi Ülkeleri ülke incelemesi
Çin Menkul Kıymetler Düzenleme Kurulu, Hengda Real Estate kararı (2024) ve Şenzen Borsası bildirimleri
Pekin 1 Numaralı Orta Halk Mahkemesi, Ezubao kararı (Eylül 2017), Xinhua ve Caixin aktarımı
Princeton Üniversitesi Kütüphanesi, İsveç kibrit tröstü şirket kayıtları arşivi
ABD Senatosu Daimi Soruşturma Alt Komitesi, Enron yönetim kurulunun rolü raporu (2002)
WorldCom Yönetim Kurulu Özel Soruşturma Komitesi raporu (2003)
İngiltere Bankacılık Denetim Kurulu, Barings raporu (1995)
Basel Bankacılık Denetim Komitesi, uluslararası bankacılık grupları için asgari standartlar (1992)
Alman Federal Meclisi, Wirecard soruşturma komitesi raporu (2021)
Reuters, Bloomberg ve Associated Press haber arşivleri
Bu makalede yer alan bilgi ve değerlendirmeler yalnızca bilgilendirme amacıyla sunulmaktadır; yatırım danışmanlığı veya alım-satım tavsiyesi niteliği taşımaz. Yatırım danışmanlığı sözleşme çerçevesinde sunulmaktadır. Geçmiş performans gelecekteki sonuçların güvencesi değildir. Veriler kamuya açık kaynaklardan derlenmiş olup doğruluk konusunda garanti verilmemektedir. Bu içeriğe dayanılarak alınan kararların sonuçlarından okuyucu şahsen sorumludur.