Fed Nasıl Kuruldu
Fed Nasıl Kuruldu
Ekim 1907’de New York’ta bir bakır hissesi üzerine kurulan spekülatif oyunun çöküşü, birkaç gün içinde şehrin trust şirketlerine, oradan da bütün ülkenin bankacılık sistemine yayılan bir paniğe dönüştü. Paniği durduran bir devlet kurumu değildi; Wall Street’in en güçlü bankacısının çağrısıyla bir araya gelen özel bankerlerdi. 3 yıl sonra, Kasım 1910’da, bir senatör ve 5 kişilik ekibi ördek avına gidiyormuş gibi davranarak Georgia açıklarındaki Jekyll Adası’na gizlice gitti ve orada Amerika’nın merkez bankası taslağını yazdı. Bu yazı, o taslağın 23 Aralık 1913’te Federal Rezerv Yasası’na dönüşene kadar geçtiği yolu, dönemin belgelerinden, tanıklarından ve eleştirmenlerinin kendi sözlerinden izliyor.
1907’den Önce: Merkez Bankası Olmayan Büyük Ekonomi
20. yüzyılın başında ABD, sanayi üretiminde dünyanın en büyük ekonomisi haline gelmişti; buna rağmen büyük finans güçleri arasında merkez bankası olmayan tek ülkeydi. Bu bir unutkanlık değil, bilinçli bir siyasi tercihti. Ülke daha önce 2 kez merkez bankası benzeri bir kurum denemişti: Birinci Amerika Bankası’nın imtiyazı 1811’de, İkinci Amerika Bankası’nınki 1836’da sona ermişti. İkincisinin imtiyazının yenilenmesine karşı yürütülen siyasi savaş, Amerikan siyasetine uzun ömürlü bir refleks bırakmıştı: Parayı tek bir merkezde toplayan her kurum, halkın özgürlüğüne karşı bir tehdit olarak görülüyordu. Bu refleks, 1913’e kadar her reform tartışmasının arka planında durdu.
İç Savaş sırasında, 1863’te çıkarılan Ulusal Bankacılık Yasası ülkeye yeni bir düzen getirdi. Federal izinle kurulan ulusal bankalar banknot basabiliyordu; ancak bu banknotların karşılığında devlet tahvili tutmak zorundaydılar. Sistemin ilk zaafı burada başlıyordu. Dolaşımdaki paranın miktarı, ekonominin ihtiyacına göre değil, banknot karşılığı gösterilebilen belirli devlet tahvillerinin arzına göre belirleniyordu. Doların değeri altına bağlıydı, banknot miktarı da tahvile. Sonbaharda hasat parası taşraya çekildiğinde ya da yılbaşı alışverişi nakit talebini artırdığında para arzı genişleyemiyor, faizler aydan aya sert biçimde oynuyordu. Dönemin reformcuları bu duruma tek bir kavramla isim verdi: esnek olmayan para.
İkinci zaaf rezervlerin dağınıklığıydı. Kanun, bankaların zorunlu nakit rezervi tutmasını şart koşuyordu ve bu rezervler kâğıt üzerinde yüksekti. Ne var ki taşradaki küçük bankalar rezervlerinin bir kısmını bölgesel merkezlerdeki bankalarda, onlar da kendi rezervlerinin bir kısmını New York’taki büyük bankalarda tutabiliyordu. Bolluk dönemlerinde fazla rezervler New York’a akıyor, orada borsa aracılarına verilen ve her an geri çağrılabilen kısa vadeli kredilere, yani çağrı kredilerine yatırılıyordu. Aracılar bu parayı hisse senedi alan yatırımcılara aktarıyordu. Sonuçta ülkenin bankacılık rezervleri fiilen borsadaki spekülasyonu finanse ediyordu. Kriz anında ise her banka kendi kasasını korumak için parasını geri çekiyor, rezervler tam ihtiyaç duyuldukları anda donup kalıyordu.
Fed’in resmi tarih projesinin derlediği verilere göre ülke çapında bankacılık panikleri ortalama 15 yılda bir yaşanıyordu. Ulusal Para Komisyonu adına 1910’da hazırlanan 484 sayfalık kriz tarihi incelemesi, 1873, 1884, 1890, 1893 ve 1907 krizlerini tek tek ele alır ve hepsinde benzer bir örüntü görür: Sonbahar sıkışıklığı, New York bankalarının rezervlerinin erimesi, nakit ödemelerin kısıtlanması ve ardından gelen derin durgunluk. Sistemde son kredi merci rolünü üstlenen tek kurum, New York Takas Odası’ydı. Takas Odası, üyesi olan bankalara kriz anında kendi aralarında para yerine kullanılabilecek takas odası kredi sertifikaları veriyordu. Bu, özel bankaların kendi kendini kurtarma yöntemiydi ve yalnızca üyeleri koruyordu. Hazine de zaman zaman devreye giriyordu, fakat bunu herhangi bir yasal kurala göre değil, o dönemdeki Hazine Bakanı’nın kişisel sezgisine göre yapıyordu.
Bugünkü merkez bankaları, ekonomide nakit talebi arttığında bankalara kısa vadeli kredi açarak para tabanını genişletebilir, talep düştüğünde bu likiditeyi geri çekebilir. 1913 öncesi ABD’de böyle bir mekanizma yoktu. Banknot miktarı devlet tahvili stokuna bağlıydı ve tahvil stoku hasat mevsimine, panik haberlerine ya da mevsimsel nakit ihtiyacına göre değişmiyordu.
Bu yüzden her sonbahar aynı sahne tekrarlanıyordu: Çiftçiler ürünlerini satmak için nakde ihtiyaç duyuyor, taşra bankaları New York’taki mevduatlarını çekiyor, New York’ta çağrı kredisi faizi fırlıyor ve borsa sarsılıyordu. Reformcuların “esneklik” derken kastettiği şey, para arzının ticaretin nabzına göre genişleyip daralabilmesiydi.
Bankacılar bu sorunun farkındaydı. Avrupa bankacılığını yakından tanıyan, New York’un önde gelen yatırım bankalarından birinin Alman doğumlu ortağı, 6 Ocak 1907’de New York Times’ın yıllık finans ekinde yayımlanan yazısında Amerikan finans sistemini sert bir benzetmeyle tarif etti: Ona göre ABD, Avrupa’nın Rönesans Floransası’ndaki banker hanedanları döneminde, Asya’nın ise belki Babil’in ilk yazılı kanunları çağında ulaştığı noktadaydı. Aynı yatırım bankasının başındaki bankacı ise 1 yıl önce, Ocak 1906’da New York Ticaret Odası’nda yaptığı konuşmada, bankacılık ve para sistemi modernleştirilmezse ülkenin önceki bütün panikleri çocuk oyuncağı gibi gösterecek bir panikle karşılaşacağını söylemişti. Bu uyarıdan 21 ay sonra panik geldi.
1907 Paniği: Bakır Hissesinden Trust Şirketlerine
1907 krizinin merkezinde, dönemin ekonomi tarihçilerinin bugün “gölge banka” benzetmesiyle andığı kurumlar vardı: New York’un trust şirketleri. Eyalet izniyle kurulan bu şirketler mevduat topluyor ve bankalarla aynı müşteriler için yarışıyordu, ancak ulusal bankalar kadar sıkı denetlenmiyordu. Ödeme sisteminin merkezinde olmadıkları için çek takası hacimleri düşüktü ve buna paralel olarak mevduatlarına karşı tuttukları nakit rezerv yaklaşık yüzde 5 düzeyindeydi. Ulusal bankalarda bu oran yüzde 25’ti. Trust mevduatı da vadesiz olduğu için, yani her an nakde çevrilebildiği için, bu şirketler banka hücumuna en az bankalar kadar açıktı.
Trust şirketlerinin borsadaki rolü de kritik bir noktaya oturuyordu. Ulusal bankaların teminatsız kredi vermesi yasaktı. Borsa aracıları bu yüzden gün içinde trust şirketlerinden teminatsız, gün sonunda geri ödenecek krediler alıyor, bu parayla hisse senedi satın alıyor, ardından aldıkları hisseleri teminat göstererek ulusal bankalardan çağrı kredisi çekiyor ve trust’a olan borcu kapatıyordu. Borsanın günlük likiditesinin ilk halkası trust şirketleriydi. Trust’lara hücum başladığında bu halka koptu.
Başarısız bir köşe operasyonu
16 Ekim 1907’de, 2 küçük spekülatörün borsa dışında işlem gören United Copper hisselerinde piyasayı köşeye sıkıştırma girişimi çöktü. Bu kişilerle bağlantılı bankalarda mevduat sahipleri paralarını çekmeye başladı. New York Takas Odası, aralarında Mercantile National Bank’ın da bulunduğu bu üye bankaları inceledi, 20 Ekim’de ödeme gücü olduğunu kamuoyuna duyurdu, yönetimlerini görevden aldırdı ve onlara kredi açtı. Takas Odası kendi üyelerini korumayı başardı. Ancak hücum, Takas Odası’nın şemsiyesi dışında kalan yere, trust şirketlerine sıçradı.
18 Ekim Cuma günü, şehrin en büyük trust şirketlerinden Knickerbocker Trust’ın başkanının çöken spekülatörlerden biriyle yakın ilişki içinde olduğu haberi yayıldı ve şirkete hücum başladı. Takas üyesi National Bank of Commerce, Knickerbocker’a çekilişleri karşılaması için kredi açtı ve 21 Ekim Pazartesi günü Takas Odası’ndan şirket adına destek istedi. Takas Odası reddetti, çünkü kaynakları yalnızca üyeler içindi ve New York’taki trust şirketlerinin çoğu gibi Knickerbocker da üye değildi. Bunun üzerine Wall Street’in en güçlü bankacısından yardım istendi. O da Bankers Trust’ın başkan yardımcısını şirketin defterlerini incelemekle görevlendirdi. Kısa sürede kesin bir ödeme gücü değerlendirmesi yapılamadı ve yardım reddedildi. Aynı gün yönetim kurulu şirket başkanını görevden aldı, National Bank of Commerce de artık Knickerbocker’ın takas aracısı olmayacağını açıkladı. 22 Ekim’de, mevduat sahipleri 8 milyon dolara yakın parayı çektikten sonra, Knickerbocker ödemeleri durdurdu.
Kriz bu andan itibaren bütün şehre yayıldı. Hücumlar en sert biçimde Trust Company of America’yı vurdu ve buradaki çekilişler 2 hafta daha sürdü. Bu kez özel bankacılar ve Takas Odası bankaları yardım için harekete geçti. Borsadaki gerilimin en net göstergesi çağrı kredisi faiziydi. Knickerbocker’ın kapandığı 22 Ekim’de yıllık çağrı faizi yüzde 9,5’tan yüzde 70’e, 2 gün sonra da yüzde 100’e çıktı ve zaman zaman bu oranda bile para bulunamadı. New York Borsası, büyük ölçüde Wall Street’in o en güçlü bankacısının finans ve sanayi kuruluşlarından topladığı nakdi doğrudan borsadaki kredi masasına taşıtmasıyla açık kalabildi.
26 Ekim Cumartesi günü Takas Odası, alışılmadık bir 5 günlük gecikmeden sonra kredi sertifikası ihracı için komite kurdu ve aynı gün üye bankalar mevduatın nakde çevrilmesini kısıtlama kararı aldı. Mevduat ile nakit arasındaki birebir değişim bağı koptu, nakit prim yapmaya başladı ve bu prim yurt dışından büyük çaplı altın girişini tetikledi. Fed’in tarih çalışmasına göre New York piyasasının toparlanmasında bu altın girişleri belirleyici oldu. Hazine’nin Senato’ya sunduğu raporda ise Hazine’nin birkaç gün içinde ulusal bankalara 35 milyon dolar aktardığı kaydedildi.
Dönemin önde gelen finans yazarlarından birinin çağdaş incelemesi, krizin boyutunu rakamlarla anlatır. Panik haftasında New York’ta 6 banka ile Knickerbocker dışında 3 trust şirketi, toplam mevduatı 57 milyon dolar olan kurumlar, kapılarını kapattı; tasarruf bankaları ise mevduat çekimi için 60 gün önceden bildirim kuralını uygulamaya koydu. Takas Odası’nın kullanımdaki kredi sertifikaları 88 milyon 420 bin dolara ulaştı. 1893 paniğinde bu rakam 38 milyon 280 bin dolarda kalmıştı. Sertifikalar 1893’teki 19 haftaya karşılık bu kez 22 hafta dolaşımda kaldı. Knickerbocker’ın görevden alınan başkanı 14 Kasım 1907’de hayatına son verdi; şirket ise Mart 1908’de 2,4 milyon dolarlık sermaye takviyesiyle yeniden açıldı.
Panikten Çıkan Ders: Ulusal Sistemi Özel Bir Bankacının Sırtına Bırakmak
1907 paniği kısa sürdü, ama bıraktığı hasar uzun oldu. Ekonomi tarihçilerinin üzerinde uzlaştığı serilere göre panikten sonraki 1 yıl içinde reel gayrisafi milli hasıla yüzde 11, sanayi üretimi yüzde 16 daraldı ve işsizlik oranı neredeyse 2 katına çıktı. Fed’in tarih projesi bu daralmayı, şiddet bakımından yalnızca Büyük Buhran’ın geride bıraktığı bir çöküş olarak niteler. 2015’te Journal of Political Economy’de yayımlanan bir çalışma, krizin reel ekonomiye nasıl taşındığını şirket düzeyinde ölçtü: Hücumdan en çok etkilenen trust şirketleriyle yönetim kurulu bağı olan küçük şirketlerin yatırım oranı, benzer ama bağlantısız şirketlere göre yaklaşık yarı yarıya düştü ve bu kanal tek başına 1908’deki toplam şirket yatırımı düşüşünün en az yüzde 18,4’ünü açıkladı. Yani mesele yalnızca borsada kaybedilen para değildi; finansal aracılığın kopması, fabrika yatırımlarını doğrudan kesmişti.
Siyasi ders ise daha çarpıcıydı. Dünyanın yükselen ekonomik gücü, bir bankacılık paniğini durdurmak için bir devlet kurumuna değil, 70 yaşındaki bir özel bankacının bankerleri ikna etme becerisine muhtaç kalmıştı. Kansas City Fed’in kurumsal tarih çalışması bu tespiti açıkça yapar: Ülke, ekonomik ve finansal krizleri durdurmak için zengin bireylere güvenmeye devam edemezdi. 1907’deki kurtarıcı aynı zamanda tröst karşıtı öfkenin hedefindeki kişiydi ve hangi kurumu kurtarıp hangisini kendi haline bırakacağına kendisi karar vermişti. Knickerbocker’ın kapanıp Trust Company of America’nın kurtarılması, sonraki yıllarda Kongre’de bu yetkinin kimde olması gerektiği sorusunu doğrudan gündeme getirecekti.
Krizin bankacılar üzerindeki etkisi de belirleyici oldu. Atlanta Fed’de 1999’da yayımlanan bir çalışma, New York Takas Odası bankacılarının merkez bankasına bakışının tam da bu panikte değiştiğini savunur. Panik, Takas Odası’nın üyesi olmayan trust şirketlerinde başlamış, fakat dalgası sonunda üyeleri de vurmuştu. Özel bir kulübün kendi üyelerini koruması, bütün sistemi korumaya yetmiyordu. Büyük New York bankacıları 1907’den sonra merkezi bir rezerv kurumunu açıkça savunmaya başladı. Ne var ki destekledikleri planlar, kurumun yönetiminin bankacılarda kalmasını öngörüyordu. Bu ayrıntı, sonraki 6 yılın bütün kavgasını belirleyecekti.
Fed’in kendi tarih yazımı da 1907 ile 2008 arasındaki benzerliğe dikkat çeker. 1907’de mevduat çekilişleri son kredi merci işlevi gören Takas Odası’nın dışındaki trust şirketlerinde patladı; 2008’de kriz, Fed’e doğrudan erişimi olmayan yatırım bankalarında başladı. Her 2 krizde de çöküş, ödeme sisteminin merkezindeki büyük bankaların dışında başlayıp merkeze ulaştı. Knickerbocker Trust ile Lehman Brothers arasındaki tek fark, birinin ödemeleri askıya alması, diğerinin ise tamamen batmasıydı.
1908 Acil Para Yasası ve Ulusal Para Komisyonu
Kongre’nin ilk tepkisi, 30 Mayıs 1908’de çıkarılan ve tarihe 2 sponsorunun adıyla geçen geçici bir yasa oldu. Yasa 2 iş yaptı. Birincisi, en az 10 ulusal bankanın bir araya gelerek ulusal para birlikleri kurmasına ve kriz anında yalnızca devlet tahvili değil ticari senet ve başka menkul kıymetler karşılığında da acil banknot çıkarmasına izin verdi. İkincisi ve daha önemlisi, kalıcı bir reform için kapsamlı bir inceleme yapmak üzere 18 üyeli Ulusal Para Komisyonu’nu kurdu.
Komisyonun başına, Senato Finans Komitesi başkanı olan Rhode Island’ın güçlü Cumhuriyetçi senatörü geçti. Dönemin siyasetinde Wall Street’e en yakın isimlerden biri olarak görülen senatör, ilk aşamada merkez bankası fikrine soğuk bakıyordu. Komisyon danışman olarak Wall Street’in en güçlü yatırım bankasının bir ortağını ve Harvard’da iktisat dersi veren bir profesörü işe aldı. Sonraki 2 yılda komisyon üyeleri Avrupa’nın başlıca başkentlerini ve finans merkezlerini dolaştı, merkez bankacılarla ve büyük bankaların yöneticileriyle uzun görüşmeler yaptı.
Komisyonun asıl mirası, ürettiği belge birikimiydi. 1909 ile 1912 arasında yayımlanan dizi; İngiliz, Fransız, Alman, Kanada, İsveç ve Meksika bankacılık sistemleri üzerine incelemeleri, Almanya’nın 1908 ile 1909 arasında yaptığı büyük banka soruşturmasının tutanaklarını, ABD’nin 1867 ile 1909 arasındaki bankacılık istatistiklerini ve Harvard’dan bir iktisatçının ulusal bankacılık döneminin krizlerini anlattığı 484 sayfalık çalışmasını içeriyordu. Bu dizi bugün hâlâ dönemin bankacılık tarihine dair en zengin birincil kaynak setlerinden biridir. Senatör Avrupa’dan döndüğünde fikrini değiştirmişti: 1910 sonbaharında artık ABD için bir merkez bankasının zorunlu olduğuna ikna olmuştu.
1908 yasasının acil para hükmü, sessiz bir bekleyişe girdi. Federal Mevduat Sigorta Kurumu’nun tarih kayıtlarına göre bu acil para yalnızca 1 kez kullanıldı: Birinci Dünya Savaşı’nın patlak verdiği 1914 yazında. O hikâyeye aşağıda döneceğiz.
Jekyll Adası Toplantısı: Kasım 1910
Kongre’nin toplanmasına birkaç hafta kala senatör, Avrupa’da öğrendiklerini bir yasa taslağına dönüştürmek için küçük bir çalışma grubu kurmaya karar verdi. Fed’in tarih projesine göre bu fikir büyük olasılıkla komisyona danışmanlık yapan yatırım bankacısından geldi. Grubun 6 kişisi şunlardı: Senatörün kendisi; özel kalem sekreteri; Wall Street’in en güçlü yatırım bankasının ortağı; komisyonun eski danışmanı olan ve 1910’da Hazine Bakan Yardımcılığı’na getirilen Harvard iktisatçısı; ülkenin en büyük ticari bankalarından National City Bank’ın başkanı ve eski bir Hazine yetkilisi; bir de Ocak 1907’deki Floransa benzetmeli yazının sahibi olan Alman doğumlu yatırım bankacısı.
Toplantı yeri, Georgia kıyısındaki Jekyll Adası Kulübü’ydü. 1886’da kurulan kulübün üyeleri arasında ülkenin en zengin aileleri vardı ve adada konak büyüklüğünde “kulübeleri” bulunuyordu. 1904 tarihli bir dergi kulübü dünyanın en zengin, en seçkin ve en erişilmez kulübü olarak tarif etmişti. Fed’in tarih çalışmasına göre grubun kulüp tesislerini kullanmasını büyük olasılıkla Wall Street’in en güçlü bankacısı ayarladı.
Senatör, katılımcıların Wall Street bağlantılarının şüphe uyandıracağını ve yasanın siyasi şansını öldürebileceğini biliyordu. Bu yüzden toplantıyı olağanüstü bir gizlilik içinde düzenledi. Katılımcılardan New Jersey’deki bir tren terminaline teker teker gelmeleri ve senatörün özel vagonuna binmeleri istendi. Resmi açıklama bir ördek avı gezisiydi. Vagonda herkes yalnızca ön adıyla hitap ediyordu, böylece trendeki görevliler kim olduklarını öğrenemeyecekti. Grup sonraki onlarca yılda kendine bu yüzden “İlk Ad Kulübü” diyecekti. Trenle Georgia’daki Brunswick istasyonuna inen grup, oradan tekneyle adaya geçti. Fed’in kronolojisi toplantıyı 20 ile 30 Kasım 1910 arasına yerleştirir.
“1910’un sonuna doğru bir dönem, herhangi bir komplocu kadar gizli, hatta sinsi davrandım.” National City Bank başkanının 1935’te yayımlanan anılarından
Adadaki çalışma temposunu katılımcıların kendi anlatımlarından biliyoruz. National City Bank başkanı anılarında, dünyadan kaybolup ıssız bir adaya çekildiklerini ve hayatının en yoğun çalışma dönemini orada geçirdiğini yazar. Sabah erken başlayan toplantılar gece geç saatlere kadar sürüyordu. Alman doğumlu bankacı ise süreci son derece yıpratıcı bir uğraş olarak niteler. Genel ilkelerde, yani bütün bankaların rezervlerini tutan bir kurumun sağladığı esnek bir para sisteminde, uzlaşmışlardı. Kavga ayrıntılardaydı: Kurum tek mi olmalıydı, şubeli mi; yönetimi kim seçmeliydi; faiz oranını kim belirlemeliydi.
Adadan çıkan metin, Amerika Rezerv Birliği adını taşıyan, ülke geneline yayılmış 15 şubesi olan tek bir merkez bankası öngörüyordu. Her şubenin yönetim kurulu o bölgedeki üye bankalarca seçilecek, büyük bankalar daha fazla oy kullanacaktı. Şubeler üye bankaların rezervlerini tutacak, banknot çıkaracak, ticari senet reeskontu yapacak, şubeler arası bakiye aktarımı ve çek takası işlerini yürütecekti. Ulusal merkez ise bütün sistem için reeskont faizini belirleyecek ve menkul kıymet alıp satacaktı. Bugün açık piyasa işlemi ve politika faizi dediğimiz araçların tohumu bu metindeydi.
Bir ayrıntı hâlâ tartışmalıdır. Grubun yedinci üyesi sayılan ve sonradan New York Fed’in ilk başkanı olacak Bankers Trust yöneticisinin adada bulunup bulunmadığı belirsizdir. National City Bank başkanı anılarında onun da orada olduğunu yazar, ama başka hiçbir kaynak bunu doğrulamaz. Toplantıyı ilk kez 1916’da ifşa eden gazeteci de dahil olmak üzere çoğu araştırmacı onun adaya gitmediği sonucuna varmıştır. Kesin olan, fikirlerinin oradaki tartışmaya damga vurduğu ve taslağın yayına hazırlanmasında sürekli danışılan kişi olduğudur.
Taslaktan Siyasete: Ulusal Rezerv Birliği Planı Neden Düştü
Senatör adadan döndükten kısa süre sonra hastalandı ve nihai raporu kendisi yazamadı. Metni Kongre’ye hazırlamak için Washington’a National City Bank başkanı ile Bankers Trust yöneticisi gitti. Senatör planı 16 Ocak 1911’de Para Yasası İçin Önerilen Plan başlığıyla Ulusal Para Komisyonu’na sundu ve komisyon üyelerine planın nasıl hazırlandığını söylemedi. 1 yıllık revizyondan sonra komisyonun nihai raporu ve yasa metni 8 Ocak 1912’de Kongre’ye ulaştı. Kurumun adı artık Ulusal Rezerv Birliği’ydi.
Komisyon, rapora eklediği yazıda yöntemi bilimsel, denetimi demokratik bir kurum yarattığını savunuyordu. Eleştirmenler ise bu demokrasinin kime hizmet ettiğini sordu. Kansas City Fed’in kurumsal tarih çalışmasındaki ayrıntılar itirazın neden güçlü olduğunu gösterir: Planda 46 üyeli bir yönetim kurulu vardı ve bunların yalnızca 6’sı hükümet tarafından atanacaktı. Kurumun başkanı bile, birliğin kendisinin sunduğu 3 isimlik listeden seçilecekti. Birinci ve İkinci Amerika Bankası’ndan farklı olarak hükümetin kurumda hiçbir payı olmayacaktı. Oy ağırlıkları büyük bankalardan yana olduğu için, en büyük New York bankalarının merkezi kurumun yönetiminde orantısız söz sahibi olması ihtimali açıktı.
Plan siyasi açıdan kötü bir zamanda ortaya çıktı. Hem Kongre’deki komitelerde hükümete çok az, bankacılara, özellikle de en büyük kurumları yönetenlere çok fazla yetki verdiği gerekçesiyle saldırıya uğradı. 1912 seçim yılında hiçbir başkan adayı planı sahiplenmedi. Demokrat Parti ise 25 Haziran 1912’de Baltimore’da kabul ettiği programın bankacılık bölümüne açık bir hüküm yazdı: Parti, komisyon başkanı senatörün adıyla anılan tasarıya ya da bir merkez bankası kurulmasına karşı çıkıyordu ve ülkenin, para tröstü olarak bilinen yapının hâkimiyetinden korunarak yapılacak bir bankacılık reformuyla panik ve işsizlikten büyük ölçüde kurtulacağına inanıyordu. Program ayrıca devlet fonlarının siyasi çıkar karşılığında birkaç gözde Wall Street bankasına yatırılmasını kınıyordu.
Bu cümlenin kendisi bile sonradan tartışma konusu oldu. 1913’teki Senato görüşmelerinde bir senatör, programın ülkeye 2 farklı biçimde dağıldığını, metnin bir versiyonunda tasarıya “ya da” merkez bankasına karşı çıkıldığını, diğerinde ise merkez bankası “için” hazırlanan tasarıya karşı çıkıldığını öne sürdü. Bu nedenle 1912’de Demokratlara oy verenlerin merkez bankasına toptan karşı olduğunun iddia edilemeyeceğini savundu. Kelime düzeyindeki bu kavga, Demokratların 1913’te kuracakları yapıya neden asla “merkez bankası” demediklerini de açıklar.
Kasım 1912 seçimlerinde Demokratlar hem Başkanlığı hem de Kongre’nin 2 kanadını kazandı. Fed’in tarih kayıtlarına göre bu sonuçtan sonra Ulusal Rezerv Birliği planının şansı kalmadı. Planı güçlü biçimde destekleyen bankacılık camiası ise yeni yönetimin nasıl bir plan getireceği konusunda tedirginliğe kapıldı.
Para Tröstü Soruşturması: Bankacılara Duyulan Güvensizliğin Belgesi
Jekyll’deki gizliliğin neden gerekli görüldüğünü anlamak için dönemin kamuoyunu görmek gerekir. Minnesota’dan bir Cumhuriyetçi temsilci 1911’den itibaren, ülkede bir bankacılık tröstü bulunduğunu ve soruşturulması gerektiğini ısrarla savunuyordu. Baskı sonunda sonuç verdi: Temsilciler Meclisi Bankacılık ve Para Komitesi’nin bir alt komitesi, para tröstü soruşturmasını başlattı. Duruşmalar 16 Mayıs 1912’de başladı ve 26 Şubat 1913’te bitti. Soruşturmanın yıldızı, komitenin hukuk müşaviri olarak tanıkları sorgulayan New York’lu avukattı.
Soruşturmanın en çok hatırlanan anı, 19 Aralık 1912’de yaşandı. 75 yaşındaki ve 1907’nin kurtarıcısı olarak anılan bankacı, komitenin karşısına çıktı. Komite müşaviri, ticari kredinin esas olarak para ya da mülk üzerine kurulu olup olmadığını sordu. Bankacının cevabı tutanaklara geçti: Hayır, ilk şey karakterdir. Biraz sonra şunu ekledi: Güvenmediği bir adam, Hristiyan dünyasındaki bütün tahvilleri teminat gösterse bile ondan para alamazdı. Bu cevap ertesi günün gazetelerinde geniş yer buldu. Bir kesim bunu finansın ahlaki temeline dair bir özdeyiş olarak okudu, bir kesim ise kredinin kime verileceğine birkaç kişinin karar verdiği sistemin itirafı olarak gördü. Bankacı, soruşturmadan birkaç ay sonra, 1913 baharında öldü.
Komitenin 28 Şubat 1913 tarihli raporu, dönemin en güçlü bankacılık grubuna ait ortakların ve müttefik kurumların yöneticilerinin 112 şirkette toplam 341 yönetim kurulu üyeliği tuttuğunu ve bu şirketlerin toplam kaynak ya da sermayesinin 22,2 milyar dolar olduğunu tespit etti. Bu rakamın içinde bankalar, sigorta şirketleri, sanayi kuruluşları, demiryolları ve kamu hizmeti şirketleri vardı. Rapor, takas odası birliklerinin ve New York Borsası’nın yeni düzenlemelere tabi tutulmasını önerdi. Bostonlu ilerici bir avukat bu bulguları 1913 sonbaharında bir dergide yazı dizisi halinde işledi ve ertesi yıl Başkalarının Parası adıyla kitaplaştırdı. Kitap, bankacıların halkın mevduatını kendi şirket imparatorluklarını büyütmek için nasıl kullandığını anlatıyordu.
Bu atmosfer, yeni Demokrat yönetimin ilk cümlesini belirledi. Aynı Bostonlu avukat, 14 Haziran 1913’te Başkan’a yazdığı mektupta açık konuştu: Hayal edilebilecek en iyi para yasasının bile etkisi, para tröstü dizginlenmedikçe görece küçük kalacaktı. Ona göre yönetimin politikaları ile finansçıların istekleri arasındaki çatışma uzlaştırılamazdı ve para çıkarma yetkisini doğrudan bankacılara veren bir tasarı ciddi bir muhalefetle karşılaşırdı.
1913: Kamu Denetimi Formülü ve Yasanın Yazılışı
Temsilciler Meclisi Bankacılık ve Para Komitesi, reform önerilerini incelemek için bir alt komite kurdu. Başına, Virginia’dan gazete sahibi bir Demokrat temsilci geçti. Temsilci, Washington and Lee Üniversitesi’nde iktisat profesörü olan ve aynı zamanda New York’un ticaret gazetesi Journal of Commerce’e yazan bir uzmanı danışman olarak yanına aldı. Fed’in tarih kaydına göre bu profesör, üyelerinin çoğunun bankacılık bilgisi sınırlı olan alt komitede olağanüstü bir etki kazandı.
Virginia temsilcisinin ilk tasarısı, Ulusal Rezerv Birliği planıyla bazı ortak yönlere sahip olsa da bir noktada keskin biçimde ayrılıyordu: Tek bir merkezi kurum yerine bölgesel bankalardan oluşan bir sistem öneriyordu. Temsilci 20’ye kadar bölgesel bankayı savunuyor, merkezi bir koordinasyon kurulu fikrinden hoşlanmıyordu. 1927’de yayımladığı anılarında görüşünü şöyle özetler: Muazzam büyüklüğü, sayısız doğal bölgesi ve dış dünyaya açılan bol çıkışlarıyla ABD’de, ne kadar iyi yönetilirse yönetilsin, tek bir merkez bankası kurulmasını gerektiren hiçbir bankacılık teorisi ya da pratik gerekçe yoktu. Anılarında “merkez bankası” ifadesini kullandığı yerlerde bile bunun halka değil yalnızca üye bankalara hizmet veren bir “bankaların merkez bankası” olduğunu özellikle not eder.
Temsilci hükümet denetimine de sıcak bakmıyordu; tasarısı da, Jekyll planı gibi, yetkinin çoğunu bankacılara bırakıyordu. Belirleyici müdahale Beyaz Saray’dan geldi. Başkan, bir denetim organı olmadan ne Kongre’nin ne de kamuoyunun tasarıyı kabul edeceğine inanıyordu. Temsilci başta koordinasyon işini Para Denetçisi’ne vermeyi önermişti, Başkan ise merkezi bir kurul istedi. Tasarıya Federal Rezerv Kurulu eklendi. Kurulun bütün üyeleri ya görevleri gereği doğal üye olan bakanlardan ya da belirli sürelerle Başkan tarafından atanan kişilerden oluşacaktı. Bankacılara ses vermek için ayrıca, bölgesel bankaların seçeceği 12 bankacıdan oluşan ve kurulla zaman zaman görüşecek bir Federal Danışma Konseyi oluşturuldu.
Bu formülün arkasında partinin popülist kanadıyla yapılan bir pazarlık vardı. Dışişleri Bakanı olan ve 3 kez Demokrat başkan adayı olmuş popülist lider, ilk tasarıyı 2 noktada kabul edilemez buluyordu. Birincisi, tasarı yeni banknotları rezerv bankalarının yükümlülüğü olarak tanımlıyordu; oysa ona göre para çıkarmak hükümetin işiydi ve bu ilke birden fazla Demokrat programda yazılıydı. İkincisi, kurulun 9 üyesinden 3’ünün bölgesel bankalarca seçilecek bankacılar olmasına şiddetle karşıydı. Kongre’deki yeni popülistler daha da ileri giderek tamamen devlete ait bir rezerv sistemi istiyordu. Başkan sonunda banknotların ABD hükümetinin yükümlülüğü olmasını kabul etti; kuruldan bankacı temsilini çıkardı. Popülist lider bunun üzerine tasarıya açık destek verdi ve onun mektubu, Demokrat grubun gürültülü kapalı toplantısında muhalifleri dağıtan belge oldu.
“Bankacılık ve para çıkarma sisteminin denetimi özel değil kamusal olmalı, doğrudan hükümete verilmeli; öyle ki bankalar iş dünyasının efendisi değil, aracı olsun.” Başkan’ın 23 Haziran 1913’te Kongre ortak oturumuna yaptığı konuşmadan
Başkan 23 Haziran 1913’te, Washington’un boğucu yaz sıcağında, Kongre’nin ortak oturumuna bizzat giderek yasanın derhal çıkarılmasını istedi. Konuşmasında katı değil, sağlam krediye esnek biçimde karşılık veren bir para sistemi, rezervleri seferber eden ve ülkenin para kaynaklarının birkaç elde toplanıp spekülasyona akmasına izin vermeyen bir bankacılık yasası tarif etti. 3 gün sonra, 26 Haziran’da, Temsilciler Meclisi ve Senato’nun bankacılık komitesi başkanları 2 kanatta aynı tasarıyı sundu.
Büyük şehir bankacıları ve muhafazakârlar bu kez tasarıya cephe aldı. Bankacıların kendi mülklerinin denetiminden yoksun bırakıldığını, bu yüzden tasarının sosyalist olduğunu, banka ve para sisteminin siyasallaşacağını ileri sürdüler. Amerikan Bankacılar Birliği’nin önde gelen isimleri Başkan’la görüşerek kurulda bankacı temsili istedi; Başkan geri adım atmadı ve kurul tamamen kamu tarafından atanan üyelerle kuruldu. Kongre’deki erken eleştiriler ise alt komitenin çalışmalarını büyük ölçüde kapalı kapılar ardında, Cumhuriyetçilerin pek katılımı olmadan yürüttüğü üzerineydi.
Temsilciler Meclisi, Senato ve uzlaşma komitesi
Nihai tasarı H.R. 7837 numarasıyla 29 Ağustos 1913’te Temsilciler Meclisi’ne sunuldu ve 18 Eylül’de 85’e karşı 287 oyla kabul edildi. Senato çok daha zorlu çıktı. Fed’in tarih kaydı, Senato’daki tartışmanın Meclis’e göre çok daha bilgili ve çeşitli olduğunu, senatörlerin genel olarak daha merkezi bir yapıdan yana durduğunu not eder. Senato Bankacılık Komitesi tam ortadan bölünmüştü. Nebraska’lı bir Demokrat senatör ile komitedeki 5 Cumhuriyetçinin desteklediği alternatif tasarı, 19 Aralık’ta 41’e karşı 44 oyla, yani yalnızca 3 oy farkla reddedildi. Ardından Oklahoma’lı Demokrat senatörün tasarısı aynı gece 34’e karşı 54 oyla kabul edildi.
Senato versiyonu Meclis tasarısına benziyordu, ama önemli farklar taşıyordu. Rezerv bankası sayısını en fazla 12 ile sınırlıyor, Tarım Bakanı ile Para Denetçisi’ni kuruldan çıkarıyor ve üye bankaların sisteme katacağı sermayeyi Meclis tasarısındaki yüzde 20’den kendi sermaye ve yedeklerinin yüzde 6’sına indiriyordu. Bu son değişiklik küçük bankaların lehine görüldü. Uzlaşma komitesinde rezerv bankası sayısı 8 ile 12 arasında belirlendi, Para Denetçisi kurula geri döndü ve kurul üyelerinin görev süresi, 2 dönem görev yapan bir başkanın bile bütün üyeleri atayamaması için kademeli olarak 10 yıla çıkarıldı.
Uzlaşma raporu 22 Aralık akşamı Temsilciler Meclisi’nde 60’a karşı 298 oyla kabul edildi. Virginia temsilcisi kürsüde, uzlaşma komitesinin Meclis’in tasarısını tek bir temel değişiklik yapmadan geri getirdiğini söyledi. Ertesi gün Senato raporu 25’e karşı 43 oyla onayladı. Senato’nun resmi tarih kaydına göre oylamaya katılan bütün Demokratlar lehte oy kullandı, Cumhuriyetçilerin 4’ü dışında hepsi aleyhte oy verdi ve 27 senatör ya eşleştirilmiş ya da oy kullanmamıştı. Senatörlerin çoğu bayram tatili için doğrudan Union Station’a koşarken tasarının sponsorları Beyaz Saray’a gitti. Başkan, 23 Aralık 1913 akşamı saat 18.00’de 4 altın kalemle yasayı imzaladı.
Kongre Kürsüsünden ve Basından: Kim Ne Dedi
Yasanın geçtiği haftalarda söylenenler, bugün Fed üzerine yapılan tartışmaların neredeyse bütün başlıklarını önceden içerir. Bu sesleri tek tek dinlemek, kurumun doğuştan taşıdığı gerilimleri anlamanın en iyi yoludur.
Enflasyon uyarısı: New York senatörü
New York’un Cumhuriyetçi senatörü, eski Dışişleri ve Savaş Bakanı, 13 Aralık 1913’te Senato’da yasanın en sert ve en çok alıntılanan eleştirisini yaptı. Ona göre tasarı aslında esnek bir para yaratmıyordu: Artırılabilen, hep artırılan, ama azaltılmasını zorunlu kılan hiçbir hüküm içermeyen bir para yaratıyordu. Altın karşılık şartı banknot miktarına bir üst sınır koyuyordu, fakat senatöre göre sistemin içinde ekonomi buna ihtiyaç duymasa bile her zaman o sınıra kadar para basılmasını önleyecek hiçbir güç yoktu. Kolay parayla işlerin adım adım büyüyeceğini, maliyetle satış fiyatı arasındaki farkın daralacağını ve sonunda zayıf bir halkanın kırılmasıyla bütün yapının domino taşları gibi yıkılacağını anlattı. Banknotların hükümetin yükümlülüğü yapılmasını ise ABD’nin kredisini rehine vermek olarak niteledi: İhtiyaç anı geldiğinde, ödeyemeyeceği vadesiz yükümlülüklerinin şişmesiyle itibarı sarsılan, ABD’nin kendisi olacaktı.
Para tröstü eleştirisi: Minnesota temsilcisi
Para tröstü soruşturmasının başlatıcısı olan Minnesota temsilcisi, uzlaşma raporunu Meclis’te bütün gücüyle eleştirdi. Dönemin gazetelerinin aktardığına göre yasanın hayat pahalılığını azaltmak bir yana artıracağını savundu. Aynı yıl yayımladığı Bankacılık, Para ve Para Tröstü adlı kitabında ise yasayı, kamuoyunun reform isteğini kendi lehine çeviren para tröstünün bir eseri olarak tarif etti. Bu temsilciye atfedilen bazı çok sert cümleler bugün internette yaygın biçimde dolaşır; ancak bunların hangisinin tutanaklarda hangisinin sonraki derlemelerde yer aldığı her zaman net değildir. Kesin olarak bildiğimiz, Şubat 1917’de Kongre’ye sunduğu ve Federal Rezerv Kurulu üyelerinin görevden alınmasını isteyen suçlama belgesinde, Jekyll toplantısını anlatan 1916 tarihli dergi yazısına doğrudan atıf yaptığıdır.
Bankacıların itirazı
Wall Street ilk kez Demokratlarla aynı tarafta değil, karşısındaydı. Bankacılar, sermayesini kendilerinin koyacağı bölgesel bankaların, kendilerinin seçemeyeceği bir siyasi kurul tarafından denetlenmesine itiraz ediyordu. Bazı yorumcular kurulu ağırlıklı olarak siyasi bir organ olarak resmediyor, 12 bölgesel bankanın Washington’daki bir kurulun kontrolüne girmesinin finansı başkanlık seçimlerinin malzemesi yapacağını yazıyordu. Bankacıların itirazı yasayı durdurmadı; sadece Cumhuriyetçi oyların neredeyse tamamının aleyhte kullanılmasında yansıdı.
Popülist kanat ve Başkan
Popülist liderin desteği, yasanın Demokrat grup içinde geçmesinin anahtarı oldu. Onun için banknotların hükümet yükümlülüğü olması, para çıkarma yetkisinin bankalardan alınıp devlete verilmesi anlamına geliyordu. Başkan ise yasayı, özel girişimi kamu denetimiyle birleştiren yeni bir siyasi ekonominin temel taşı olarak görüyordu. Haziran’daki konuşmasının ana cümlesi, kurumun bütün sonraki tartışmalarının referans noktası oldu: Bankalar iş dünyasının efendisi değil, aracı olmalıydı.
Teknik akıl: Alman doğumlu bankacı
Jekyll’deki toplantının teknik beyni sayılan Alman doğumlu bankacı, 1913 boyunca hem Meclis hem Senato komitelerinin danışılan uzmanıydı. Fed’in tarih çalışmasına göre Başkan’ın siyasi danışmanı, Hazine Bakanı ve yönetimin diğer üst düzey isimleri onunla görüşüyor, yazışıyordu. Hazırladığı 10 Ocak 1913 tarihli bir memorandumun Başkan’a iletildiği bizzat ona söylenmişti. Bankacı, nihai yasanın teknik çekirdeğinin Jekyll’de yazılan planla aynı olduğuna, değişenin yalnızca yönetim yapısı olduğuna inanıyordu. Bu inanç, 1920’lerin sonunda kurumun “babalığı” üzerine açık bir kavgaya dönüşecekti.
Jekyll Planı ile Federal Rezerv Yasası Arasında Ne Değişti
Fed’in tarih projesi bu soruya dengeli bir cevap verir: Nihai yasanın teknik ayrıntıları Jekyll planınınkilere çok benziyordu; temel farklar siyasi yapı ve karar alma mekanizmasındaydı ve bu fark, Demokrat Parti’nin hem ilerici hem popülist kanadının kabul edebileceği bir uzlaşmaydı. Aşağıdaki tablo, 2 metni ana başlıklar üzerinden karşılaştırıyor.
| Başlık | Ulusal Rezerv Birliği planı (1911 ve 1912) | Federal Rezerv Yasası (23 Aralık 1913) |
|---|---|---|
| Örgüt yapısı | Tek bir merkezi kurum, ülke geneline yayılmış 15 şube | 8 ile 12 arası bölgesel rezerv bankası; 1914’te 12 banka kuruldu |
| Merkezdeki yönetim | 46 üyeli kurul; yalnızca 6 üye hükümetçe atanır | 7 üyeli Federal Rezerv Kurulu; Hazine Bakanı ve Para Denetçisi doğal üye, 5 üye Başkan tarafından Senato onayıyla ve kademeli 10 yıllık sürelerle atanır |
| En üst yöneticinin seçimi | Birliğin sunduğu 3 isimlik listeden | Başkan, atadığı üyelerden birini kurulun yöneticisi olarak belirler |
| Bankacıların sesi | Şube yönetimleri üye bankalarca seçilir; büyük bankaların oyu daha ağır | Her bölgesel bankanın 9 kişilik yönetiminde 6 üyeyi üye bankalar seçer, 3 üyeyi Kurul atar; Washington’da 12 bankacıdan oluşan danışma konseyi |
| Banknotun hukuki niteliği | Birliğin şubelerince çıkarılan banknot; hükümetin kurumda payı yok | Federal Rezerv banknotları ABD hükümetinin yükümlülüğü; dolaşımdaki banknota karşı en az yüzde 40 altın karşılık |
| Sermaye | Üye bankaların katılımıyla | Üye bankalar sermaye ve yedeklerinin yüzde 6’sı kadar sermaye taahhüt eder; her rezerv bankasının asgari sermayesi 4 milyon dolar |
| Ortak teknik çekirdek | Rezervlerin tek elde toplanması, ticari senet reeskontu, esnek banknot, çek takası | Aynı araçlar bölgesel bankalar üzerinden işler; reeskont faizi bölgesel bankalarca belirlenir, Kurul onayına tabidir |
Tablo 2 şeyi aynı anda gösterir. Birincisi, Jekyll’de yazılan mekanizma, yani rezervlerin havuzlanması, ticari senet reeskontu ve ihtiyaca göre genişleyen banknot, olduğu gibi yasaya taşındı. İkincisi, bu mekanizmanın kimin elinde olacağı sorusu baştan sona değişti. Bankacıların seçtiği ve büyük bankaların ağırlığını taşıyan bir merkezi kurum yerine, kamunun atadığı bir kurulun denetlediği ve bankacılarla bölge iş dünyasının birlikte yönettiği bölgesel bir yapı ortaya çıktı. Senato’nun resmi tarih kaydı bu dönüşümü şöyle özetler: Önceki plan, federal ajan gibi davranacak özel bankacılarca yönetilecek bir sistem öngörüyordu; Başkan ise hükümet tarafından yönetilen bir Federal Rezerv sistemi önerdi.
Belgeler bu soruya ne “evet” ne de “hayır” der. National City Bank başkanının 1935’teki ifadesiyle, Jekyll seferi sonunda Federal Rezerv Sistemi’ne dönüşecek olan şeyin gerçek anlamda tasarlandığı andı. Bu cümle, toplantının önemini abartan bir iddia değil, teknik çekirdeğin nerede doğduğunun dürüst bir kaydıdır.
Ne var ki Jekyll’de yazılan plan Kongre’de açıkça reddedildi. Onun yerine gelen yasa, bankacıların itiraz ettiği, Cumhuriyetçilerin neredeyse tamamının karşı oy verdiği, Demokrat popülistlerin ise ancak banknotlar hükümet yükümlülüğü yapılınca destek verdiği bir yasaydı. Jekyll’de bir merkez bankasının makinesi tasarlandı; o makinenin direksiyonunu kimin tutacağı ise 1913’te Washington’da belirlendi.
1914: Sistemin Kuruluşu, Şehir Kavgası ve Savaşın Gölgesi
Yasa, kurumu kâğıt üzerinde yarattı; onu hayata geçirmek ayrı bir iş oldu. Rezerv bankalarının yerini seçmek ve bölge sınırlarını çizmek için Hazine Bakanı, Tarım Bakanı ve Para Denetçisi’nden oluşan Rezerv Bankası Örgütlenme Komitesi kuruldu. Komite 6 hafta boyunca yaklaşık 16 bin kilometre yol yaptı ve 18 şehirde açık oturumlar düzenledi. Atlanta’dan Seattle’a, New Orleans’tan Boston’a uzanan bu oturumlarda bankacılar, ticaret odaları ve takas birlikleri kendi şehirlerinde bir rezerv bankası olması için kanıt sundu. Tutanaklar 5 bin sayfayı aştı. Komite ayrıca ulusal bankalara birinci, ikinci ve üçüncü tercihlerini soran bir anket yaptı.
Bir rezerv bankası için başvuran 37 şehirden 12’si seçildi ve karar 2 Nisan 1914’te açıklandı: Boston, New York, Philadelphia, Cleveland, Richmond, Atlanta, Chicago, St. Louis, Minneapolis, Kansas City, Dallas ve San Francisco. Seçimin ölçütleri arasında her bölgenin 4 milyon dolarlık asgari sermayeyi karşılayabilmesi, ticari bağlantılar, ulaşım hatları ve bölgenin büyüme kaydı vardı. Karar fırtına kopardı. Bazı seçilen şehirlerden daha büyük olan New Orleans ve Baltimore’da protesto mitingleri yapıldı. Richmond’un seçilmesinde siyasi baskının rol oynadığı, Missouri’ye 2 banka verilmesinin o dönem güçlü Missourili politikacılarla ilgili olduğu iddia edildi. Komite 10 Nisan’da kararını savunan bir açıklama ve bankacı anketinin sonuçlarını yayımladı. Komitedeki Tarım Bakanı anılarında, ne karar verirlerse versinler sert eleştiriye uğrayacaklarını baştan bildiklerini yazar. Bugün bile 12 rezerv bankası aynı 12 şehirdedir.
Federal Rezerv Kurulu 10 Ağustos 1914’te yemin etti. Atanan 5 üye arasında bir iktisat profesörü, kurulun ilk yöneticisi olan Bostonlu bir avukat, bir demiryolu yöneticisi ve Birmingham’lı bir bankacı vardı. Beşinci üye ise Jekyll Adası’ndaki toplantıya katılan Alman doğumlu yatırım bankacısıydı. Ada toplantısına katıldığı tartışmalı olan Bankers Trust yöneticisi de New York Fed’in ilk başkanı oldu ve bu görevi 1914’ten 1928’e kadar sürdürdü. Gizli toplantının teknik ekibi, Kongre’nin rafa kaldırdığı planın yerine kurulan sistemin içinde kilit görevlere gelmişti.
Bankalar daha kapılarını açmadan ilk sınav geldi. Avrupa’da savaşın patlak vermesiyle yabancı yatırımcılar New York’taki hisselerini satıp karşılığında altın istemeye başladı. Fed henüz faaliyette değildi. Hazine Bakanı, New York Borsası’nı 4 aydan uzun süre kapattırdı ve 1908 yasasının o güne kadar hiç kullanılmamış acil para hükmünü devreye soktu. Yale’nin finansal krizler programının derlediği verilere göre 41 ulusal para birliğindeki 1.363 banka toplam 386 milyon dolar acil banknot çıkardı ve dolaşımdaki acil para 24 Ekim 1914’te yaklaşık 364 milyon dolarla zirveye ulaştı. Fed’in ilk yöneticileri ise panikteki asıl dönüm noktasının yeni sistemin açılması olduğunu savunacaktı.
12 rezerv bankası 16 Kasım 1914 Pazartesi günü aynı anda açıldı. Atlanta’daki bankanın ilk binası açılıştan yalnızca 16 gün önce bulunmuştu. Minneapolis’te 8, Chicago’da 41, New York’ta 85 çalışanla işe başlandı. Hazine Bakanı’nın açılış duyurusu, yeni kurumdan beklentiyi açıkça yazıyordu: Rezerv bankaları, ülkenin bir kuşaktır her yıl hasadı taşımak için yeterli para ve kredi bulunamayacağı kaygısıyla yaşadığı huzursuzluğa son verecek ve faiz oranlarındaki aşırı dalgalanmaları kalıcı olarak ortadan kaldıracaktı. Aynı bakanın bankalara verdiği pratik talimat ise daha da çarpıcıydı: Birkaç sandalye ve çam masa alın, katip tutun, kapıya Federal Rezerv Bankası yazın ve açın; başlamanın yolu başlamaktır.
Gizlilik Nasıl Açığa Çıktı: 1916’dan 1935’e
Jekyll toplantısı, Fed kurulduktan 2 yıl sonrasına kadar kamuoyunun bilgisi dışında kaldı. 19 Ekim 1916’da Leslie’s Weekly dergisinde yayımlanan bir yazı ilk kez toplantıyı anlattı. Yazının sahibi, sonradan kendi adını taşıyan iş dergisini kuracak olan İskoç asıllı bir finans gazetecisiydi. Yazı birkaç ay sonra, Aralık 1916’da, Current Opinion dergisinde Federal Rezerv’in Jekyl Adası’nda 5 kişi tarafından nasıl tasarlandığını anlatan bir başlıkla yeniden yayımlandı. Gazeteci 1917’de çıkan ve dönemin önde gelen iş insanlarını anlatan kitabında da toplantıyı tekrar anlattı.
İfşa büyük bir yankı uyandırmadı. Toplantıya katılan senatörün biyografisini yazan tarihçiye göre haberi fark edenlerin çoğu onu sıradan bir uydurma olarak gördü. Haberi ciddiye alan nadir isimlerden biri Minnesota temsilcisiydi: Şubat 1917’de Federal Rezerv Kurulu aleyhine Kongre’ye sunduğu suçlama belgesinde, Leslie’s Weekly’deki yazıyı yasanın planlanma yöntemini gösteren bir kaynak olarak andı ve toplantının gerçekliğini kendisinin doğrulamadığını ama güvenilir biçimde haberdar edildiğini ekledi.
Katılımcılar 20 yıl boyunca sessiz kaldı. Sessizliği bozan, kimin bu kurumun asıl mimarı olduğu kavgası oldu. Virginia temsilcisi, artık senatör olarak, 1927’de yasanın hikâyesini anlatan anılarını yayımladı ve yasanın temel fikirlerinin kendisine ait olduğunu savundu. Bu kitap, ada toplantısına katılanları harekete geçirdi. Columbia Üniversitesi’nden tanınmış bir iktisat profesörü daha 1914’te, yasanın temel özellikleri bakımından herkesten çok Alman doğumlu bankacının eseri olduğunu yazmıştı; 1927’de senatörle New York Times sayfalarında bu konuda mektuplaştı. Para tröstü soruşturmasının hukuk müşaviri ise aynı yıl yayımladığı bir broşürde senatörün yazarlık iddialarını kurgu, masal ve hayal ürünü olarak niteledi ve payın Oklahoma senatörüne, Başkan’a, Hazine Bakanı’na ve popülist lidere de verilmesi gerektiğini savundu.
En kapsamlı cevap 1930’da geldi. Alman doğumlu bankacı, Federal Rezerv Sisteminin kökenini ve gelişimini anlatan 2 ciltlik bir eser yayımladı. Kitabın bir bölümü, Jekyll planından türeyen tasarı ile 1913 yasasının madde madde karşılaştırmasıydı. Ama yazar adayı adıyla anmadı. Kasım 1910’da senatörün davetiyle birkaç günlük bir konferansa katıldığını, konferansın sonunda tasarının ana taslağında uzlaşıldığını, toplantının yapıldığı bilgisinin bile kamuya açıklanmasına izin verilmediğini yazdı ve aradan 18 yıl geçmesine rağmen senatöre verdiği sır sözü nedeniyle ayrıntı veremeyeceğini ekledi. Aynı yıl yayımlanan senatör biyografisi, toplantının ilk yetkili anlatımını içeriyordu. Wall Street’teki yatırım bankacısının 1933’te çıkan biyografisi ve National City Bank başkanının 1935’te önce Saturday Evening Post’ta, sonra kitap olarak yayımlanan anıları, hikâyenin geri kalanını tamamladı.
Komplo Anlatısı ile Belgelerin Söyledikleri
Jekyll toplantısı, 1994’te yayımlanan ve Fed’i Jekyll Adası’ndan çıkan bir yaratık olarak resmeden popüler bir kitapla birlikte geniş kitlelerin hafızasına komplo hikâyesi olarak yerleşti. Bu anlatının hareket noktası gerçektir: Toplantı gizliydi, katılımcılar sahte bir av gezisi bahanesiyle yola çıktı, ön adlar kullandı ve varlığını 20 yıl inkâr etti. Bunu bizzat katılımcıların kendisi kabul etmiştir. Ancak belgeler, anlatının vardığı sonuçla örtüşmez.
Birincisi, adada yazılan plan yasalaşmadı; Kongre’de bankacılara fazla güç verdiği gerekçesiyle reddedildi ve iktidara gelen parti onu seçim programında açıkça hedef aldı. İkincisi, 1913 yasası bankacıların istediği yapıyı değil, onların açıkça karşı çıktığı kamu atamalı bir kurulu getirdi; Wall Street’e yakın Cumhuriyetçilerin neredeyse tamamı yasaya karşı oy verdi. Üçüncüsü, yasanın en popülist hükmü, yani banknotların hükümet yükümlülüğü olması, bankacılardan değil bankacılara en sert muhalefeti yapan siyasetçiden geldi. Komplo anlatısının atladığı nokta, Jekyll’in teknik bir taslak ürettiği, kurumun siyasi kimliğini ise 1912 ile 1913 arasındaki açık siyasi kavganın belirlediğidir.
Komplo literatüründe en çok paylaşılan belgelerden biri, Başkan’a atfedilen bir pişmanlık itirafıdır: Çok mutsuz bir adam olduğunu, ülkesini farkında olmadan mahvettiğini söylediği iddia edilir. 2007’de yapılan bir gazetecilik incelemesi, bu sözün herhangi bir kaynağının bulunamadığını, cümlenin bir kısmının ise Başkan’ın 1913’te yayımlanan ve Fed’le hiçbir ilgisi olmayan bir kitabındaki farklı pasajların birleştirilmesiyle oluşturulduğunu ortaya koydu. Belgelenmiş kayıt tam tersini gösterir: Başkan yasayı kendi yönetiminin en önemli başarılarından biri olarak gördü. Bu, Fed tarihinde belgeyle söylentiyi ayırmanın neden zorunlu olduğunun iyi bir örneğidir. Benzer bir dikkat, Minnesota temsilcisine atfedilen bazı keskin cümleler için de gereklidir.
Belgelerin söylediği hikâye daha az dramatik ama daha öğreticidir. 1907’de çöken bir sistemin teknik reçetesini bankacılar yazdı; çünkü sorunu en iyi bilenler onlardı ve Avrupa modelini tanıyorlardı. O reçetenin kimin kontrolünde uygulanacağına ise seçmenler, Kongre ve bankacılara derin bir güvensizlik duyan bir siyasi koalisyon karar verdi. Ortaya çıkan kurum, Amerikan siyasetinin 2 eski korkusunu birlikte taşıdı: Paranın tek elde toplanması korkusu ve paranın siyasetin elinde kalması korkusu. Bölgesel yapı birinci korkuya, kamu atamalı kurul ikinci korkuya verilmiş cevaptı. İkisinin arasındaki gerilim bugün de Fed’in bağımsızlığı tartışmalarında yaşıyor.
Akademik Değerlendirme: Fed Panikleri Gerçekten Bitirdi mi
Kurucuların vaadi açıktı: Mevsimsel faiz dalgalanmalarını ve bunların tetiklediği bankacılık paniklerini sona erdirmek. Bu vaadin tutulup tutulmadığı, iktisat tarihinin en çok çalışılan sorularından biridir. 1986’da American Economic Review’da yayımlanan ve alanın temel metinlerinden sayılan bir çalışma, Fed’in 1914’te faaliyete geçmesinden sonra hem finansal paniklerin sıklığının hem de nominal faizlerdeki mevsimsel hareketlerin belirgin biçimde azaldığını gösterdi. Çalışmaya göre bu sonucu doğuran, Fed’in mevsimsel nakit ihtiyacını karşılayan para politikasıydı. Öngörülebilir bir para politikasının reel ekonomi üzerinde etkili olabileceğini gösteren bu bulgu, kurucuların teşhisinin isabetli olduğunu destekliyordu.
Journal of Financial Economics’te yayımlanan daha sonraki bir çalışma, en kırılgan aylar olan Eylül ve Ekim’de Fed sonrası dönemde hisse senedi oynaklığının yüzde 40, faiz oynaklığının ise yüzde 70’ten fazla düştüğünü buldu. Ancak tablo tek yönlü değildir. 1986 çalışmasının yazarının NBER için hazırladığı bir başka çalışma, Fed’in kuruluşundan sonra üretim büyümesinin ve enflasyonun oynaklığının belirgin biçimde arttığını, ortalama büyümenin düştüğünü kaydetti ve kurumun ilk dönemde önceliği finansal panikleri önlemeye verdiğini, bunun bedelinin zaman zaman reel ekonomide ödendiğini tartıştı. Faizlerdeki mevsimsellik de Büyük Buhran yıllarında, Fed mevsimsel para talebini karşılamadığı için geri döndü.
2024’te bir merkez bankası konferansında sunulan yeni bir araştırma ise sorunun bir kısmının Fed’den önce çözülmeye başladığını öne sürüyor. Bu çalışmaya göre New York çağrı kredisi faizlerindeki mevsimsellik ve oynaklık, 1908 yasasıyla başlayan düzenlemelerden sonra belirgin biçimde azalmıştı; Fed’in kuruluşu bunun üzerine görece sınırlı bir ilave etki yaptı. Bu bulgu, kurumun önemini küçültmekten çok, 1907 sonrası reform sürecinin bir bütün olarak okunması gerektiğini gösteriyor: Acil para mekanizması, Ulusal Para Komisyonu’nun bilgi birikimi, Jekyll taslağı ve 1913 yasası aynı öğrenme sürecinin halkalarıydı.
Bir de kurumun kendi tarihinin acı ironisi var. Panikleri bitirmek için kurulan Fed, faaliyete geçmesinden yaklaşık 16 yıl sonra, 1930 ile 1933 arasında ülke tarihinin en büyük bankacılık çöküşüne tanık oldu. Fed’in tarih çalışmalarının da vurguladığı gibi, bölgesel bankaların geniş bağımsızlığı ve Washington’daki kurulun sınırlı yetkisi, kriz anındaki eşgüdüm sorunları nedeniyle sonradan yoğun biçimde tartışıldı. 1935 Bankacılık Yasası, kurulu Guvernörler Kurulu adıyla yeniden yapılandırarak yetkiyi Washington’da toplamaya başladı. 1913’te paranın tek merkezde toplanması korkusuna verilen bölgesel cevap, 1930’larda kendi sınırlarına çarpmıştı.
Sonuç: Bir Panik, Bir Ada ve Bir Uzlaşma
Fed’in kuruluş hikâyesi, çoğu zaman ya kahramanlık ya da komplo anlatısına sıkıştırılır. Belgeler ikisini de doğrulamaz. 1907 paniği, ulusal ölçekte bir son kredi merciinin yokluğunun bedelini, kaybolan üretim, kesilen yatırım ve yerle bir olan güven olarak açıkça gösterdi. Bankacılar bu bedeli gördü ve Avrupa’dan öğrendiklerini gizli bir adada teknik bir plana çevirdi. Gizlilik, planın siyasi açıdan ne kadar zehirli olduğunun farkındalığından doğmuştu. Seçmenler ve Kongre ise o planın teknik iskeletini alıp yönetimini kamuya devreden, para çıkarma yetkisini hükümet güvencesine bağlayan ve gücü 12 bölgeye dağıtan bir uzlaşmaya dönüştürdü.
Bu hikâyede Petrolandeco okurlarına tanıdık gelecek bir zaman farkı da var. Krizin 1907’de patlaması ile yasanın 1913’te imzalanması arasında 6 yıl, bankaların kapılarını 1914’te açmasına kadar 7 yıl geçti. Sistemin zaafları 19. yüzyılın son çeyreğinde defalarca görünür olmuştu, ama kurumsal cevap ancak büyük bir şokun ardından ve siyasi koalisyonlar yeniden dizildiğinde gelebildi. Gerçekliğin kurumlara ulaşması her zaman gecikmeyle olur. Fed de bu gecikmenin ürünüdür.
Jekyll Adası’nda Kasım 1910’da yapılan gizli toplantı gerçektir ve Fed’in teknik mimarisinin, yani rezerv havuzu, ticari senet reeskontu ve esnek banknot fikrinin, ilk kapsamlı taslağı orada yazılmıştır.
Ancak o taslak Kongre’de reddedildi. 23 Aralık 1913’te imzalanan yasa, bankacıların seçeceği bir merkezi kurum yerine kamunun atadığı bir kurulun denetlediği 12 bölgesel banka kurdu, banknotları hükümet yükümlülüğü yaptı ve yasa Cumhuriyetçilerin neredeyse tamamının karşı oyuna rağmen Demokrat oylarla geçti.
Fed, bankacıların teknik aklı ile ilerici ve popülist siyasetin güvensizliğinin uzlaşmasıdır. Kuruluşundaki bu gerilim, bağımsızlık ile hesap verebilirlik arasındaki tartışma olarak bugün de sürüyor.
Federal Reserve History (Federal Rezerv Sistemi ortak tarih projesi). “The Panic of 1907”, 2015.
Federal Reserve History. “The Meeting at Jekyll Island”, 2015.
Federal Reserve History, Federal Reserve Bank of Kansas City ekibi. “Federal Reserve Act Signed into Law”, 2013.
Federal Reserve History. “Reserve Bank Organization Committee” ve “Reserve Banks Open for Business”, 2013.
Federal Reserve Bank of Kansas City. The Balance of Power: The Political Fight for an Independent Central Bank, 1790-Present, 2012.
Federal Reserve Bank of Boston. Historical Beginnings: The Federal Reserve, gözden geçirilmiş baskı 2010.
ABD Senatosu Tarih Ofisi. “The Senate Passes the Federal Reserve Act”, 23 Aralık 1913 kaydı.
Federal Reserve Act, 23 Aralık 1913. Pub. L. 63-43, 38 Stat. 251.
ABD Temsilciler Meclisi. H. Rept. 63-163, H.R. 7837 uzlaşma komitesi raporu, 22 Aralık 1913.
Congressional Record, 63. Kongre: Senato görüşmeleri, 13 Aralık 1913 (Banking and Currency Bill konuşması); Temsilciler Meclisi, 12 Şubat 1917 tutanağı.
National Monetary Commission. Suggested Plan for Monetary Legislation, Ocak 1911; Report of the National Monetary Commission, 8 Ocak 1912.
National Monetary Commission. History of Crises under the National Banking System, Senato Belgesi 538, 1910.
National Monetary Commission. Publications of the National Monetary Commission, 1909-1912 dizisi.
ABD Temsilciler Meclisi Bankacılık ve Para Komitesi alt komitesi. Money Trust Investigation duruşma tutanakları, 16 Mayıs 1912 – 26 Şubat 1913; Report of the Committee Appointed Pursuant to House Resolutions 429 and 504, 28 Şubat 1913.
Demokrat Parti 1912 Programı, 25 Haziran 1912 (The American Presidency Project arşivi).
Başkan’ın bankacılık sistemi üzerine Kongre ortak oturumuna hitabı, 23 Haziran 1913 (The American Presidency Project arşivi).
Başkan’a 14 Haziran 1913 tarihli mektup, para mevzuatı hakkında görüş (ABD başkanlık kütüphanesi dijital arşivi).
The New York Times, Annual Financial Review. “The Defects and Needs of Our Banking System”, 6 Ocak 1907.
Leslie’s Weekly, 19 Ekim 1916; Current Opinion, cilt 61, sayı 6, Aralık 1916.
An Adventure in Constructive Finance. Doubleday, 1927.
The Federal Reserve System: Its Origin and Growth, 2 cilt. Macmillan, 1930.
From Farm Boy to Financier. D. Appleton-Century, 1935; The Saturday Evening Post, 9 Şubat 1935.
Morning Oregonian, 30 Ocak 1908 (Hazine raporu), 20 Aralık 1913 ve 23 Aralık 1913 sayıları.
Journal of Political Economy, cilt 123, sayı 4, 2015. “Economic Effects of Runs on Early Shadow Banks: Trust Companies and the Impact of the Panic of 1907”.
Journal of Economic History, cilt 52, sayı 3, 1992. “The Bank Panic of 1907: The Role of Trust Companies”.
Federal Reserve Bank of Atlanta, Working Paper 99-16, 1999. “Why Didn’t the United States Establish a Central Bank until after the Panic of 1907?”
American Economic Review, cilt 76, sayı 1, 1986. “Financial Panics, the Seasonality of the Nominal Interest Rate, and the Founding of the Fed”.
NBER Working Paper 2701. Fed’in kuruluşu ve 1914 sonrası ekonomik istikrar üzerine çalışma.
Journal of Financial Economics. “Lessons from the Founding of the Fed”.
Journal of Financial Crises, cilt 4, sayı 2, 2022 (Yale Program on Financial Stability). 1914 krizinde acil para kullanımı üzerine vaka incelemesi.
New York University, Finance Working Paper FIN-06-009, 2006. “The Great Financial Crisis of 1914”.
Sveriges Riksbank, Monetary and Financial History konferansı, Kasım 2024. “The Lender of Last Resort: New Evidence on the Stabilization of Money Markets before the Federal Reserve”.
Cambridge University Press, 2013. The Origins, History, and Future of the Federal Reserve: A Return to Jekyll Island.
Ohio State University Press, 2005. The Great Debate on Banking Reform.
Federal Mevduat Sigorta Kurumu (FDIC). Mevduat sigortası tarihçesi, 1900-1919.
Bu makalede yer alan bilgi ve değerlendirmeler yalnızca bilgilendirme amacıyla sunulmaktadır; yatırım danışmanlığı veya alım-satım tavsiyesi niteliği taşımaz. Yatırım danışmanlığı sözleşme çerçevesinde sunulmaktadır. Geçmiş performans gelecekteki sonuçların güvencesi değildir. Veriler kamuya açık kaynaklardan derlenmiş olup doğruluk konusunda garanti verilmemektedir. Bu içeriğe dayanılarak alınan kararların sonuçlarından okuyucu şahsen sorumludur.